Sayfalar

23 Mayıs 2010 Pazar

O An

Martı sürüsü vapuru geçerken düşünüyorum:
senelerdir burda olan kuşlar bizim yeni yaptığımız teknolojiden hala
daha iyiyse biz nasıl teknolojide gelişmiş oluyoruz?
gülüyorum kendime sonra, neler düşünüyosun diye, derin bir nefes
çekiyorum içime boğaz havasından. Huzurluyum ve mutluyum, bunu şu anda
kimse değiştiremez.
Bu an benim anım.

onla buluşuyorum, bu an BİZİM anımız, daha huzurluyum, daha mutluyum.
Hiç bitmesin diyorum kendime, hep böyle kalsın, dursun zaman ben burda,
bu şekilde seninle kalayım diyorum; zaman geçiyor ama biz aynı kalıyoruz.
Duygularım da aynı kalıyor. Seviyorum seni...

Eve dönerken içimde buruk bir hüzün, ama aynı zamanda mutluluk ve tabii ki de huzur. Seninle bir dahaki buluşmamızda görüşmeyi hayal ediyorum ve
sabırsızlıkla çekiyorum o anı, tekrardan BİZİM anımızı.
Gülümseyerek gidiyorum, yağmurda ıslanıyorum ama umrumda değil.

O an BİZİM anımız olsa diyorum.

o an bizim anımız...

20 Mayıs 2010 Perşembe

çocuk

Ben hala çocuğum aslında biliyo musun, hiç büyümicem, hep böyle kalıcam.
Ruhum bunu gerektiriyo çünkü; saf duygular, tatlı, şirin, çocuksu şeyler,
çocuksu şakalar, çocuksu gıcıklıklar... Ben hala çocuğum, ve çocuk
kalıcam. Eski zamanlar aslında ne güzeldi, ne sorumluluk var ne bir şey,
sadece yaşadığımız basit, saf bir hayat, hiç duygu oyunlarının olmadığı,
mutlu mesut bir hayat. Çocukluk güzel şey, hiç bir şey bilmemek yani.

Çocuğum ve çocuk kalıcam, ruhum bunu istiyo.

11 Mayıs 2010 Salı

Ah Bu Ben

zor olsa da galiba dönüyorum sana
gel dersen hemen
çağırmazsan geçerken
yerle gök arası bir yerde
sen beni tanımazsın
severim de söyleyeyim
sen beni uzak sanırsın
bilirim söz dinlemem

ah bu ben kendimi nerelere koşsam
saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
çekilsem sahillere hayaller mi kursam

Mahsar Alanson

8 Mayıs 2010 Cumartesi

aklımda

N'aptın sen bana? Aklımdan çıkmıyorsun bi türlü, nereye baksam sen,
vapura binen yolcu oluyorsun birden, birden 23 nisanda dans gösterisi
yapan 5 yaşındaki kız olup yanındaki partnerine trip atıyorsun , aniden
arkamda telefonla konuşan kız sesi olup beynimin içinden bir rüzgar
gibi geçip gidiyorsun. Onun burnu bunun sesi ordakinin yürüyüşü
şurdakinin duruşu derken bir anda silüetin beliriyor önümde, tam
heveslenip uzanırken, hani güneş açınca sis dağılır ya, o şekilde yok
oluyorsun gözümün önünden. Ben de öylece elim havada kalıyorum, naptığım
belirsizce, aşk sarhoşu olarak tek başıma ben...

6 Mayıs 2010 Perşembe

Kaçmak

Tutuldum bu aralar, yazamıyorum hiç bir şey. belki de yazmaya
korkmamdandır, o kadar fazla düşünce var ki aklımdan geçen,
aklımı karıştıran. Korkum, yazarsam o karışıklığın daha da
fazlalaşacağı ve benim tamamen kendi duygularım içinde boğulacağım.
Asıl korktuğum o; kendimi tutamayıp, yazarsam boğulacağım. Ama
işte yazıyorum, kendi içimdeki karışıklığı. Karışıklığa inmekten
korkuyorum ama bir yandan da kendimi zor tutuyorum. Tekrardan bazı
hislere kapılmamak için kendi beynimi yıkıyorum: "Hayır! Öyle bir
şey yok!", öyle bir var ki aslında... Kendime zarar vermemesi için
uzaklaşmaya çalışıyorum, umarım başarılı da olurum...