Gecesi benden, mehtabı senden
Bir bahçesi var ki aşkımızın,
Mevsimlerdir dolaşırız, bitmez.
Kim demiş ki zamanla gül solar?
Bülbül hiç yorulur mu türküden?
Dilbersin işte, delikanlıyım.
Ne hikmettir bu Yarab, ne güzel!
Herhalde yeryüzünde değiliz;
Sahiden biz nerdeyiz sevgilim?
CAHİT SITKI TARANCI
13 Aralık 2010 Pazartesi
Desem ki...
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Cahit Sıtkı TARANCI
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Cahit Sıtkı TARANCI
BEN ÖLECEK ADAM DEĞİLİM
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşkar cıvıldamasa dalarında,
Yemişlerine doyamadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarlar sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?
Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boynundan,
Saatin kaç olduğunu.
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selam almalıyım;
Kobenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Cahit Sıtkı TARANCI
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşkar cıvıldamasa dalarında,
Yemişlerine doyamadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarlar sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?
Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?
Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boynundan,
Saatin kaç olduğunu.
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günlerimi hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selam almalıyım;
Kobenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?
Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.
Cahit Sıtkı TARANCI
KUR'A
İnsan çektim kur'ayı,
Olmazlara meylim var.
Ne kalp isterdim, ne baş!
Üstelik bir dilim var.
Sılabilmez ayağım,
Boşta kalır elim var.
Görmeli öldüğüm gün;
Ne garip bir halim var.
Ağacı kıskanırım,
Yemiş yüklü dalı var;
Bahar olsun, güz olsun,
Ne güzel masalı var!
İmrenirim arıya,
Petek petek balı var;
Konuduğu çiçeklerin
Pembesi var, alo var.
Cahit Sıtkı Tarancı
Olmazlara meylim var.
Ne kalp isterdim, ne baş!
Üstelik bir dilim var.
Sılabilmez ayağım,
Boşta kalır elim var.
Görmeli öldüğüm gün;
Ne garip bir halim var.
Ağacı kıskanırım,
Yemiş yüklü dalı var;
Bahar olsun, güz olsun,
Ne güzel masalı var!
İmrenirim arıya,
Petek petek balı var;
Konuduğu çiçeklerin
Pembesi var, alo var.
Cahit Sıtkı Tarancı
2 Ekim 2010 Cumartesi
Hep benim ol diye
Göz yaşları gözümü yakıyor,
Senin yokluğunda.
Kollarım seni arıyor,
Son anlarımızın yansımalarında.
Okuduğum her şiirde seni buluyorum,
Her dizede sen, her söz sen.
Baktığım her yerde seni görüyorum,
Rüyalarımda bile sen.
Sevmek istemiyorum artık seni, acı çekmek.
Her şey en güzel anılar olarak kalsa,
Kurcalamasak daha, üzülmesek.
"Birbirimizi gerçekten çok sevdik" olarak kalsa.
Sen sevmesen bile seviyorum hala seni.
Çok uzaklarda bile yaşıyor olsan;
Kalbimde yaşatırım ben seni,
Hep yanımda ol, benim ol diye...
Senin yokluğunda.
Kollarım seni arıyor,
Son anlarımızın yansımalarında.
Okuduğum her şiirde seni buluyorum,
Her dizede sen, her söz sen.
Baktığım her yerde seni görüyorum,
Rüyalarımda bile sen.
Sevmek istemiyorum artık seni, acı çekmek.
Her şey en güzel anılar olarak kalsa,
Kurcalamasak daha, üzülmesek.
"Birbirimizi gerçekten çok sevdik" olarak kalsa.
Sen sevmesen bile seviyorum hala seni.
Çok uzaklarda bile yaşıyor olsan;
Kalbimde yaşatırım ben seni,
Hep yanımda ol, benim ol diye...
26 Eylül 2010 Pazar
Unutma!
yüreğinde bir ismin imzası var
ve sen onu silemezsin söküp atamazsın ne kadar uğraşsan da
seninle beraber büyür ıcındekı sızı
ilk önce onu hissedersin
başkasına dokundugunda... unutma!
bir kere sevdin mi
uzun uzun yanarsın
sitemler.. öfkeler birikirken ıcınde
sen azalırsın.
dilinde küfür elinde kadeh eksik olmaz
günler böyle geçer. alışırsın... unutma!
sabahlar artık gecikir.
ister sağa dön ister sola
gözüne uyku değil gidenin hayali gelir...
kendini şiirlere verirsin
elin sigaraya gider her on dakika da bir
fena zehirlenirsin... unutma!
bir süre güvenmeyeceksin kimseye
kendine sığınacaksın
aşk konuşulduğunda sen susacaksın
of'larla ah'larla başlayacaksın her cümleye
çevrende senden başka herkes haksız olacak
senin haklılığınsa çaresiz gidecek çöpe.. unutma!
bir gün kaldığın yerden başlayacaksın
biri seni bulacak...
önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
biraz ürkeceksin.
ne kadar dirensen de nafile
insansın sonuçta, seveceksin....
eski acılara bakıp da küsme sevdalara
gavura kızıp da oruç bozulmaz
sök at kafandan acaba'ları!
bir kemik aynı yerden
iki defa kırılmaz.. artık kararmaz gecelerin.
bir daha yaşlar akmaz gözünden.
sabahların gecikmez.
kim bilir ağladığın günlere gülersin
bir defa öldün ya zamanında?
bir daha ölmezsin...
Can yücel
ve sen onu silemezsin söküp atamazsın ne kadar uğraşsan da
seninle beraber büyür ıcındekı sızı
ilk önce onu hissedersin
başkasına dokundugunda... unutma!
bir kere sevdin mi
uzun uzun yanarsın
sitemler.. öfkeler birikirken ıcınde
sen azalırsın.
dilinde küfür elinde kadeh eksik olmaz
günler böyle geçer. alışırsın... unutma!
sabahlar artık gecikir.
ister sağa dön ister sola
gözüne uyku değil gidenin hayali gelir...
kendini şiirlere verirsin
elin sigaraya gider her on dakika da bir
fena zehirlenirsin... unutma!
bir süre güvenmeyeceksin kimseye
kendine sığınacaksın
aşk konuşulduğunda sen susacaksın
of'larla ah'larla başlayacaksın her cümleye
çevrende senden başka herkes haksız olacak
senin haklılığınsa çaresiz gidecek çöpe.. unutma!
bir gün kaldığın yerden başlayacaksın
biri seni bulacak...
önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan
biraz ürkeceksin.
ne kadar dirensen de nafile
insansın sonuçta, seveceksin....
eski acılara bakıp da küsme sevdalara
gavura kızıp da oruç bozulmaz
sök at kafandan acaba'ları!
bir kemik aynı yerden
iki defa kırılmaz.. artık kararmaz gecelerin.
bir daha yaşlar akmaz gözünden.
sabahların gecikmez.
kim bilir ağladığın günlere gülersin
bir defa öldün ya zamanında?
bir daha ölmezsin...
Can yücel
22 Eylül 2010 Çarşamba
Boşluk
Ruhumda sanki bir boşluk var, ve bu beni gereğinden fazla rahatsız ediyor. Bu
boşluğu ancak başkasının varlığıyla giderebilirim gibime geliyor ama yapamıyorum,
ne zaman başkasına bakmaya kalksam sanki sana ihanet ediyormuş gibi hissediyorum.
Öylece kalıyorum ortada ve elim kolum o anda bağlanıyor. Belki hala seviyorum seni,
sevmemem gerekse bile, sana çok yakın olmama rağmen çok ama çok uzak olsam bile...
Sen belki çok farklı yerlerdesin şimdi, çok farklı ortamlarda, çok farklı
kişilerlesin. Ben ise beni bulduğundaki kişiyim. Aynı umutsuz romantik, paylaşmak
istediği o kadar içinde kalan duyguyla; aynı yalnız kişilik. Senle hayat bulup
sensizlikle ölüyorum. Şu an sensizim ama direnmeye çalışıyorum. O boşluğu
doldurduğum, doldurabildiğim zaman tekrar benliğime dönebileceğim.
Şu ihanet hissinden bir an önce kurtulup şansın da yardımıyla benliğime dönmeyi
istiyorum.
boşluğu ancak başkasının varlığıyla giderebilirim gibime geliyor ama yapamıyorum,
ne zaman başkasına bakmaya kalksam sanki sana ihanet ediyormuş gibi hissediyorum.
Öylece kalıyorum ortada ve elim kolum o anda bağlanıyor. Belki hala seviyorum seni,
sevmemem gerekse bile, sana çok yakın olmama rağmen çok ama çok uzak olsam bile...
Sen belki çok farklı yerlerdesin şimdi, çok farklı ortamlarda, çok farklı
kişilerlesin. Ben ise beni bulduğundaki kişiyim. Aynı umutsuz romantik, paylaşmak
istediği o kadar içinde kalan duyguyla; aynı yalnız kişilik. Senle hayat bulup
sensizlikle ölüyorum. Şu an sensizim ama direnmeye çalışıyorum. O boşluğu
doldurduğum, doldurabildiğim zaman tekrar benliğime dönebileceğim.
Şu ihanet hissinden bir an önce kurtulup şansın da yardımıyla benliğime dönmeyi
istiyorum.
21 Eylül 2010 Salı
Ben yaşadım
Öyle bir şiir yazacaksın ki:
İnsanlar şiirin sonuna yaklaştıkça
Boğazlarındaki ağır ve büyük bir yumrukla
Onun etkisinden alamayacak kendilerini.
Ve öyle bir şiir yazacaksın ki:
İnsanlar o son dizeyi okuyunca
Vurgun yemişe dönüp
Bir süre o dizeye bakacak.
Öyle sözler söyleyeceksin ki:
Sen o ortamda olmasan bile,
Hatta ölmüş olsan bile
İsminle beraber o söz söylenecek.
Öyle yelkenler açacaksın ki yeni ufuklara:
Yeni kendinle tanışıp onunla kardeş olacak,
Bir çok bilgiye tanışıp onları çantana kitleyecek,
Ve kendinden yeni bir benlik çıkaracaksın.
Öyle ufuklar açacaksın ki:
Senin açtığın yelkenlerin nicesi;
Başka insanlara nasip olacak
Ve nice yeni benlik çıkaracaksın.
Ve öyle günler geçireceksin ki hayattan:
Hiç bir anından pişmanlık duymayacak,
Hiç bir anını çöpe atmayacak,
ve BEN YAŞADIM diyebileceksin.
İnsanlar şiirin sonuna yaklaştıkça
Boğazlarındaki ağır ve büyük bir yumrukla
Onun etkisinden alamayacak kendilerini.
Ve öyle bir şiir yazacaksın ki:
İnsanlar o son dizeyi okuyunca
Vurgun yemişe dönüp
Bir süre o dizeye bakacak.
Öyle sözler söyleyeceksin ki:
Sen o ortamda olmasan bile,
Hatta ölmüş olsan bile
İsminle beraber o söz söylenecek.
Öyle yelkenler açacaksın ki yeni ufuklara:
Yeni kendinle tanışıp onunla kardeş olacak,
Bir çok bilgiye tanışıp onları çantana kitleyecek,
Ve kendinden yeni bir benlik çıkaracaksın.
Öyle ufuklar açacaksın ki:
Senin açtığın yelkenlerin nicesi;
Başka insanlara nasip olacak
Ve nice yeni benlik çıkaracaksın.
Ve öyle günler geçireceksin ki hayattan:
Hiç bir anından pişmanlık duymayacak,
Hiç bir anını çöpe atmayacak,
ve BEN YAŞADIM diyebileceksin.
13 Eylül 2010 Pazartesi
İçim daralıyor
İçim daralıyor bu devletin halini gördükçe, bu insanların halini gördükçe.
Bir avuç kömüre ve ekmeğe bir cumhuriyeti satmadıkları kaldı; ama eminim ki o da
bir kaç yıl içinde gündeme girer. Hatta hatta şimdi cumhuriyet kalksın mı diye
oylama yapılsa %15in üstünde evet çıkacağına bile eminim. Atatürk her şeyi seneler
öncesinden, daha bu cumhuriyeti kurarken tahmin etmiş ve söylemiş, uyarmış
hepimizi; ama Türk halkı, cehaletini bir kenara bırakıp Ata'mızın sözlerini
dinlemeyerek, tüm yobazların ve rüşvetçilerin sözlerine kanarak islami
devlet kurmaya çalışan AKP'ye oy verdiler. Yazık bize, her hangi bir umut
göremiyorum artık, zaten karikatürde de olduğu gibi yargı artık AKP'nin elinde,
ve AKP seçildiği sürece de bu böyle devam edecek... Sorun şu ki; yargıyı
özgürleştirmek derlerken tam tersine yargıyı hükumetin seçmesine olanak
tanıyarak, onu kontrol altına aldı. Ve şimdi eğer AKP hükumeti ne yaparsa yapsın,
bu yöntemlerle asla kapatılmaz. Eski görüntülere bakın, Tayyip'in: "Ya laik
olacaksın, ya da müslüman" veya "'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir', koca
bir yalan" dediği, şu anki cumhur başkanımızın "Cumhuriyet devri sona erdi"
dediği dönemlere... O partiler, o siyaset, o demeçler; hepsini çöpe attılar
şimdi. Peki neden? Çünkü tüm zihniyetlerini bu kadar açık bir şekilde söylemeleri
onları itici kıldı. İnsanlar; özellikle de böyle insanlar ASLA ama ASLA
değişmezler. Zihniyet aynı; yöntem farklı. Fakat Türk halkı ne yazık ki çok
derin bir uykuda, ve onları uykuda tutan şey de ekonomi. Bir avuç kömüre ve
pirince ülkeyi öldürüyorlar, uyusunlar daha... Korkutucu, karanlık ve iç karartıcı
bir dönemdeyiz, ben şahsen pek bir umut göremiyorum bu halktan. Herkesin gözü
açılmadığı sürece devam eder bu böyle. Bir yerde bir söz görmüştüm; 'dibe
vurmadan yüzeye çıkılmaz'. Durumumuz ancak öyle olacak bence. Ne zaman ki artık
ülke toprakları satılmaya, ülke parçalanmaya, islamik bir devlet kurulmaya
başlayacak. Anca o zaman bazı kişiler durun biz n'oluyoruz diyerek olaya
uyanacaklar. Yine de dibe vurduğumuzda bile bazı insanların AKP hükumetine destek
vereceğinden en ufak bir şüphe duymuyorum, ama yine de çoğunluğun uyanacağı
umuduna sahibim. Umarım o günler gelmeden çok daha önce halkımız uyanır.
Bir avuç kömüre ve ekmeğe bir cumhuriyeti satmadıkları kaldı; ama eminim ki o da
bir kaç yıl içinde gündeme girer. Hatta hatta şimdi cumhuriyet kalksın mı diye
oylama yapılsa %15in üstünde evet çıkacağına bile eminim. Atatürk her şeyi seneler
öncesinden, daha bu cumhuriyeti kurarken tahmin etmiş ve söylemiş, uyarmış
hepimizi; ama Türk halkı, cehaletini bir kenara bırakıp Ata'mızın sözlerini
dinlemeyerek, tüm yobazların ve rüşvetçilerin sözlerine kanarak islami
devlet kurmaya çalışan AKP'ye oy verdiler. Yazık bize, her hangi bir umut
göremiyorum artık, zaten karikatürde de olduğu gibi yargı artık AKP'nin elinde,
ve AKP seçildiği sürece de bu böyle devam edecek... Sorun şu ki; yargıyı
özgürleştirmek derlerken tam tersine yargıyı hükumetin seçmesine olanak
tanıyarak, onu kontrol altına aldı. Ve şimdi eğer AKP hükumeti ne yaparsa yapsın,
bu yöntemlerle asla kapatılmaz. Eski görüntülere bakın, Tayyip'in: "Ya laik
olacaksın, ya da müslüman" veya "'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir', koca
bir yalan" dediği, şu anki cumhur başkanımızın "Cumhuriyet devri sona erdi"
dediği dönemlere... O partiler, o siyaset, o demeçler; hepsini çöpe attılar
şimdi. Peki neden? Çünkü tüm zihniyetlerini bu kadar açık bir şekilde söylemeleri
onları itici kıldı. İnsanlar; özellikle de böyle insanlar ASLA ama ASLA
değişmezler. Zihniyet aynı; yöntem farklı. Fakat Türk halkı ne yazık ki çok
derin bir uykuda, ve onları uykuda tutan şey de ekonomi. Bir avuç kömüre ve
pirince ülkeyi öldürüyorlar, uyusunlar daha... Korkutucu, karanlık ve iç karartıcı
bir dönemdeyiz, ben şahsen pek bir umut göremiyorum bu halktan. Herkesin gözü
açılmadığı sürece devam eder bu böyle. Bir yerde bir söz görmüştüm; 'dibe
vurmadan yüzeye çıkılmaz'. Durumumuz ancak öyle olacak bence. Ne zaman ki artık
ülke toprakları satılmaya, ülke parçalanmaya, islamik bir devlet kurulmaya
başlayacak. Anca o zaman bazı kişiler durun biz n'oluyoruz diyerek olaya
uyanacaklar. Yine de dibe vurduğumuzda bile bazı insanların AKP hükumetine destek
vereceğinden en ufak bir şüphe duymuyorum, ama yine de çoğunluğun uyanacağı
umuduna sahibim. Umarım o günler gelmeden çok daha önce halkımız uyanır.
11 Eylül 2010 Cumartesi
Kırık Kalp
Yokmuş gibi davranmak kolay ama
Peki ya sonra?
Hiç mi acımaz için
Arkanda bıraktığın kırık kalpten sonra?
Peki ya sonra?
Hiç mi acımaz için
Arkanda bıraktığın kırık kalpten sonra?
6 Eylül 2010 Pazartesi
Senin için yasak dediler....
Senin için yasak dediler…
-Yasaklar çiğnenmek içindir dedim.
Senin için imkansız dediler…
-Önemli olan ...imkansızı başarmak dedim….
Senin için olmaz dediler…
-Dünya da olmayacak şey yok dedim.
Senin için zor dediler…
-Kolay olsaydı değeri olmazdı dedim.
Onda bulduğun nedir ki dediler…
-Herkeste arayıp bulamadığım dedim.
Senin için o ne dediler…
-Hayattaki gülen yüzüm dedim.
Ona öyle nasıl bağlandın dediler…
-Ben değil o ”bağladı” dedim.
Oda senin gibi sevdimi dediler…
İşte cevap veremediğim tek şey buydu.
Eğer bunu bilmiyorsan vazgeç dediler…
-”Vazgececek olsaydım sevmezdim” dedim….
CAN YÜCEL
-Yasaklar çiğnenmek içindir dedim.
Senin için imkansız dediler…
-Önemli olan ...imkansızı başarmak dedim….
Senin için olmaz dediler…
-Dünya da olmayacak şey yok dedim.
Senin için zor dediler…
-Kolay olsaydı değeri olmazdı dedim.
Onda bulduğun nedir ki dediler…
-Herkeste arayıp bulamadığım dedim.
Senin için o ne dediler…
-Hayattaki gülen yüzüm dedim.
Ona öyle nasıl bağlandın dediler…
-Ben değil o ”bağladı” dedim.
Oda senin gibi sevdimi dediler…
İşte cevap veremediğim tek şey buydu.
Eğer bunu bilmiyorsan vazgeç dediler…
-”Vazgececek olsaydım sevmezdim” dedim….
CAN YÜCEL
29 Ağustos 2010 Pazar
One Last Goodbye
Benim için çok şey ifade eden şarkıyı sizlerle paylaşmak istedim:
How I needed you
How I grieve now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone
I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never, never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And my being
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real
I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love
And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
Oh I wish, I wish you could have stayed
How I needed you
How I grieve now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone
I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never, never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And my being
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real
I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love
And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
Oh I wish, I wish you could have stayed
14 Ağustos 2010 Cumartesi
Rüzgâr
Öylesine güneş altında yatarken kulağıma ismini fısıldayan bir rüzgârla zamanda
kayboluyorum. Sisli bir rüyada çimler üstünde yatarken göğsmün üstündeki başın ve
elin, uyurken huzur verici nefes alış-verişin... Zamanda o kadar kaybediyor ki
rüzgâr beni, sanki gördüklerim gerçekmiş gibi gülümsüyorum. Ama uyanınca
farkediyorum kulağımda uğuldayan rüzgârın bana sadece ismini fısıldadığını ve
benim sadece bir rüyada olduğumu... Gülümseme yerini üzgün bir surata bırakıyor.
İçimden diyorum 'keşke burada olsan' da tekrar mutlu olsak ve keşke
'son elveda'yı hiç bir zaman yapmamış ve yapmayacak olsak.
kayboluyorum. Sisli bir rüyada çimler üstünde yatarken göğsmün üstündeki başın ve
elin, uyurken huzur verici nefes alış-verişin... Zamanda o kadar kaybediyor ki
rüzgâr beni, sanki gördüklerim gerçekmiş gibi gülümsüyorum. Ama uyanınca
farkediyorum kulağımda uğuldayan rüzgârın bana sadece ismini fısıldadığını ve
benim sadece bir rüyada olduğumu... Gülümseme yerini üzgün bir surata bırakıyor.
İçimden diyorum 'keşke burada olsan' da tekrar mutlu olsak ve keşke
'son elveda'yı hiç bir zaman yapmamış ve yapmayacak olsak.
1 Ağustos 2010 Pazar
...
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin ? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması...
"Ben" deyip susması, "Sen" deyip ağlamaklı kalması.
Nazım Hikmet
Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin ? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması...
"Ben" deyip susması, "Sen" deyip ağlamaklı kalması.
Nazım Hikmet
7 Temmuz 2010 Çarşamba
hayat çok zalim
Hayat çok boktan bir şey biliyo musun? Gerçekten bazen yaşamaya değer olmuyor.
Elinden tüm mutlulukların teker teker, bir bir alınırken sen bunun hakkında hiç
bir şey yapamıyorsan, ve elinde değilse bir şeyler yapmak, işte o zaman hayat
seni ele geçirmiş, ve şeytani kahkalar atarak seni yönetiyor oluyor. Tam; işte
bu olmalı, hayatım böyle olmalı dediğin anda hayat bir anda alıyor elinden
onu. Sen de öylece arkasından bakakalıyorsun, çaresiz ve harap olmuş bir şekilde.
Aşk çok kötü şey dostlar (Tabi hiç kaldıysanız). Sizi bitap ve üzgün bırakıyor,
her şekilde, ister aşkının yanında ol ister olma, her şekilde almayı başardı
benden kendimi. Artık kendim olamicam diye korkuyorum bazen. Her aşk ruhumu delen
bir kurşun gibi iz bırakıyor ve asla geçmiyor onun yarası. Yakında ruhum kalmayacak
diye korkuyorum.
Ben, artık ben olamicam diye korkuyorum.
Elinden tüm mutlulukların teker teker, bir bir alınırken sen bunun hakkında hiç
bir şey yapamıyorsan, ve elinde değilse bir şeyler yapmak, işte o zaman hayat
seni ele geçirmiş, ve şeytani kahkalar atarak seni yönetiyor oluyor. Tam; işte
bu olmalı, hayatım böyle olmalı dediğin anda hayat bir anda alıyor elinden
onu. Sen de öylece arkasından bakakalıyorsun, çaresiz ve harap olmuş bir şekilde.
Aşk çok kötü şey dostlar (Tabi hiç kaldıysanız). Sizi bitap ve üzgün bırakıyor,
her şekilde, ister aşkının yanında ol ister olma, her şekilde almayı başardı
benden kendimi. Artık kendim olamicam diye korkuyorum bazen. Her aşk ruhumu delen
bir kurşun gibi iz bırakıyor ve asla geçmiyor onun yarası. Yakında ruhum kalmayacak
diye korkuyorum.
Ben, artık ben olamicam diye korkuyorum.
29 Haziran 2010 Salı
Aşk?!
Aşk aslında tek kelime değil. Hani herkes tanımını yapmaya çalışır da hiç
bir zaman tam ifade edemez ya... O yüzden tanımsızdır aşk dediğimiz
duygu. Her kişide, her olayda, her durumda farklı bir aşık olursun.
Hepsinin derinliği, hissettirdiği duygular ve verdiği tat farklıdır.
Aşkı sınıflandırmak da çok yanlış bence; neymiş efenim platonik aşkmış,
neymiş efenim karşılıklı aşkmış. Aşkı gerçekten belli kalıplara sokmaya
çalışsak, gruplandırmaya çalışsak; sınırsız sayıda grubumuz olur, ve
hepsinin de adları kendi açıklamaları olan paragraflarca yazı olur. Aşık
oldum da iyi bir ifade değil ki aslında. Dediğim gibi her 'aşk' farklı
oluyorsa nasıl hepsine tek bir ad koyabiliyoruz ki?
bir zaman tam ifade edemez ya... O yüzden tanımsızdır aşk dediğimiz
duygu. Her kişide, her olayda, her durumda farklı bir aşık olursun.
Hepsinin derinliği, hissettirdiği duygular ve verdiği tat farklıdır.
Aşkı sınıflandırmak da çok yanlış bence; neymiş efenim platonik aşkmış,
neymiş efenim karşılıklı aşkmış. Aşkı gerçekten belli kalıplara sokmaya
çalışsak, gruplandırmaya çalışsak; sınırsız sayıda grubumuz olur, ve
hepsinin de adları kendi açıklamaları olan paragraflarca yazı olur. Aşık
oldum da iyi bir ifade değil ki aslında. Dediğim gibi her 'aşk' farklı
oluyorsa nasıl hepsine tek bir ad koyabiliyoruz ki?
24 Haziran 2010 Perşembe
Acemi mutlu
yazamıyorum artık, biraz da içimi kemiriyor yazı yazmamak, sanki bir şey
eksikmiş gibi oluyor. Ama zorakî de yazmamak gerek dimi? Mutluluğa acemiyim,
belki o yüzdendir, hayatı boyunca aşık olduğu ve istediği kişileri hiç elde
edememiş biri olarak, bu sefer istediğim yerde olmak garip geliyor. Yazılarım
da hep mutsuzdu zaten, tatlı yazım heralde 1-2 tane falan vardır. İstemiyor
değilim yazı yazmak, ama sadece yazı yazmak için mutluluğumdan vaz geçecek
değilim. Fuzuli değilim ya ben, ne diye vaz geçeyim mutluluğumdan ve huzurumdan.
Dediğim gibi acemi mutluyum ben, mutlu yazmaya çalıştığım yazılarım da genelde
o yüzden "acemi" sıfatını alıyor benden.
eksikmiş gibi oluyor. Ama zorakî de yazmamak gerek dimi? Mutluluğa acemiyim,
belki o yüzdendir, hayatı boyunca aşık olduğu ve istediği kişileri hiç elde
edememiş biri olarak, bu sefer istediğim yerde olmak garip geliyor. Yazılarım
da hep mutsuzdu zaten, tatlı yazım heralde 1-2 tane falan vardır. İstemiyor
değilim yazı yazmak, ama sadece yazı yazmak için mutluluğumdan vaz geçecek
değilim. Fuzuli değilim ya ben, ne diye vaz geçeyim mutluluğumdan ve huzurumdan.
Dediğim gibi acemi mutluyum ben, mutlu yazmaya çalıştığım yazılarım da genelde
o yüzden "acemi" sıfatını alıyor benden.
7 Haziran 2010 Pazartesi
Sözler
Boğazım düğümleniyor sen bana öyle diyince, ne diyeceğimi şaşırıyorum ve
sesim kısılıyor. O sözler "ben de seni" ya da "sen de" gibi laflardan çok
daha önemli. Seni seviyorum ve iyi ki varsın sözlerinden bahsediyorum.
Bunları duyunca bir anda ne yapacağımı şaşırıyorum, bunca yıl o kadar
sevgi almadan yaşadım ki, şimdi bana onları dediğin zaman bir anlık
zaman duruyor, kalbim bir anda sıkışıyor ve çok farklı hissediyorum,
hayatımda aşırı nadir yaşadığım duyguları yaşıyorum. Ne bileyim; ben de
seni, sen de gibi lafları ne kadar içten bile söylüyo olsan sonuçta
zorunluluk gibi geliyo onları söylemek. Ama gerçekten Sarp; iyi ki
varsın veya Sarp; seni seviyorum gibi sözler beni benden almıyor değil.
O kadar alışık olmadığım ama o kadar güzel sözler ki bunlar...
İyi ki varsın, seni çok seviyorum
sesim kısılıyor. O sözler "ben de seni" ya da "sen de" gibi laflardan çok
daha önemli. Seni seviyorum ve iyi ki varsın sözlerinden bahsediyorum.
Bunları duyunca bir anda ne yapacağımı şaşırıyorum, bunca yıl o kadar
sevgi almadan yaşadım ki, şimdi bana onları dediğin zaman bir anlık
zaman duruyor, kalbim bir anda sıkışıyor ve çok farklı hissediyorum,
hayatımda aşırı nadir yaşadığım duyguları yaşıyorum. Ne bileyim; ben de
seni, sen de gibi lafları ne kadar içten bile söylüyo olsan sonuçta
zorunluluk gibi geliyo onları söylemek. Ama gerçekten Sarp; iyi ki
varsın veya Sarp; seni seviyorum gibi sözler beni benden almıyor değil.
O kadar alışık olmadığım ama o kadar güzel sözler ki bunlar...
İyi ki varsın, seni çok seviyorum
23 Mayıs 2010 Pazar
O An
Martı sürüsü vapuru geçerken düşünüyorum:
senelerdir burda olan kuşlar bizim yeni yaptığımız teknolojiden hala
daha iyiyse biz nasıl teknolojide gelişmiş oluyoruz?
gülüyorum kendime sonra, neler düşünüyosun diye, derin bir nefes
çekiyorum içime boğaz havasından. Huzurluyum ve mutluyum, bunu şu anda
kimse değiştiremez.
Bu an benim anım.
onla buluşuyorum, bu an BİZİM anımız, daha huzurluyum, daha mutluyum.
Hiç bitmesin diyorum kendime, hep böyle kalsın, dursun zaman ben burda,
bu şekilde seninle kalayım diyorum; zaman geçiyor ama biz aynı kalıyoruz.
Duygularım da aynı kalıyor. Seviyorum seni...
Eve dönerken içimde buruk bir hüzün, ama aynı zamanda mutluluk ve tabii ki de huzur. Seninle bir dahaki buluşmamızda görüşmeyi hayal ediyorum ve
sabırsızlıkla çekiyorum o anı, tekrardan BİZİM anımızı.
Gülümseyerek gidiyorum, yağmurda ıslanıyorum ama umrumda değil.
O an BİZİM anımız olsa diyorum.
o an bizim anımız...
senelerdir burda olan kuşlar bizim yeni yaptığımız teknolojiden hala
daha iyiyse biz nasıl teknolojide gelişmiş oluyoruz?
gülüyorum kendime sonra, neler düşünüyosun diye, derin bir nefes
çekiyorum içime boğaz havasından. Huzurluyum ve mutluyum, bunu şu anda
kimse değiştiremez.
Bu an benim anım.
onla buluşuyorum, bu an BİZİM anımız, daha huzurluyum, daha mutluyum.
Hiç bitmesin diyorum kendime, hep böyle kalsın, dursun zaman ben burda,
bu şekilde seninle kalayım diyorum; zaman geçiyor ama biz aynı kalıyoruz.
Duygularım da aynı kalıyor. Seviyorum seni...
Eve dönerken içimde buruk bir hüzün, ama aynı zamanda mutluluk ve tabii ki de huzur. Seninle bir dahaki buluşmamızda görüşmeyi hayal ediyorum ve
sabırsızlıkla çekiyorum o anı, tekrardan BİZİM anımızı.
Gülümseyerek gidiyorum, yağmurda ıslanıyorum ama umrumda değil.
O an BİZİM anımız olsa diyorum.
o an bizim anımız...
20 Mayıs 2010 Perşembe
çocuk
Ben hala çocuğum aslında biliyo musun, hiç büyümicem, hep böyle kalıcam.
Ruhum bunu gerektiriyo çünkü; saf duygular, tatlı, şirin, çocuksu şeyler,
çocuksu şakalar, çocuksu gıcıklıklar... Ben hala çocuğum, ve çocuk
kalıcam. Eski zamanlar aslında ne güzeldi, ne sorumluluk var ne bir şey,
sadece yaşadığımız basit, saf bir hayat, hiç duygu oyunlarının olmadığı,
mutlu mesut bir hayat. Çocukluk güzel şey, hiç bir şey bilmemek yani.
Çocuğum ve çocuk kalıcam, ruhum bunu istiyo.
Ruhum bunu gerektiriyo çünkü; saf duygular, tatlı, şirin, çocuksu şeyler,
çocuksu şakalar, çocuksu gıcıklıklar... Ben hala çocuğum, ve çocuk
kalıcam. Eski zamanlar aslında ne güzeldi, ne sorumluluk var ne bir şey,
sadece yaşadığımız basit, saf bir hayat, hiç duygu oyunlarının olmadığı,
mutlu mesut bir hayat. Çocukluk güzel şey, hiç bir şey bilmemek yani.
Çocuğum ve çocuk kalıcam, ruhum bunu istiyo.
11 Mayıs 2010 Salı
Ah Bu Ben
zor olsa da galiba dönüyorum sana
gel dersen hemen
çağırmazsan geçerken
yerle gök arası bir yerde
sen beni tanımazsın
severim de söyleyeyim
sen beni uzak sanırsın
bilirim söz dinlemem
ah bu ben kendimi nerelere koşsam
saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
çekilsem sahillere hayaller mi kursam
Mahsar Alanson
gel dersen hemen
çağırmazsan geçerken
yerle gök arası bir yerde
sen beni tanımazsın
severim de söyleyeyim
sen beni uzak sanırsın
bilirim söz dinlemem
ah bu ben kendimi nerelere koşsam
saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam
ah bu ben kendimi nerelerde bulsam
çekilsem sahillere hayaller mi kursam
Mahsar Alanson
8 Mayıs 2010 Cumartesi
aklımda
N'aptın sen bana? Aklımdan çıkmıyorsun bi türlü, nereye baksam sen,
vapura binen yolcu oluyorsun birden, birden 23 nisanda dans gösterisi
yapan 5 yaşındaki kız olup yanındaki partnerine trip atıyorsun , aniden
arkamda telefonla konuşan kız sesi olup beynimin içinden bir rüzgar
gibi geçip gidiyorsun. Onun burnu bunun sesi ordakinin yürüyüşü
şurdakinin duruşu derken bir anda silüetin beliriyor önümde, tam
heveslenip uzanırken, hani güneş açınca sis dağılır ya, o şekilde yok
oluyorsun gözümün önünden. Ben de öylece elim havada kalıyorum, naptığım
belirsizce, aşk sarhoşu olarak tek başıma ben...
vapura binen yolcu oluyorsun birden, birden 23 nisanda dans gösterisi
yapan 5 yaşındaki kız olup yanındaki partnerine trip atıyorsun , aniden
arkamda telefonla konuşan kız sesi olup beynimin içinden bir rüzgar
gibi geçip gidiyorsun. Onun burnu bunun sesi ordakinin yürüyüşü
şurdakinin duruşu derken bir anda silüetin beliriyor önümde, tam
heveslenip uzanırken, hani güneş açınca sis dağılır ya, o şekilde yok
oluyorsun gözümün önünden. Ben de öylece elim havada kalıyorum, naptığım
belirsizce, aşk sarhoşu olarak tek başıma ben...
6 Mayıs 2010 Perşembe
Kaçmak
Tutuldum bu aralar, yazamıyorum hiç bir şey. belki de yazmaya
korkmamdandır, o kadar fazla düşünce var ki aklımdan geçen,
aklımı karıştıran. Korkum, yazarsam o karışıklığın daha da
fazlalaşacağı ve benim tamamen kendi duygularım içinde boğulacağım.
Asıl korktuğum o; kendimi tutamayıp, yazarsam boğulacağım. Ama
işte yazıyorum, kendi içimdeki karışıklığı. Karışıklığa inmekten
korkuyorum ama bir yandan da kendimi zor tutuyorum. Tekrardan bazı
hislere kapılmamak için kendi beynimi yıkıyorum: "Hayır! Öyle bir
şey yok!", öyle bir var ki aslında... Kendime zarar vermemesi için
uzaklaşmaya çalışıyorum, umarım başarılı da olurum...
korkmamdandır, o kadar fazla düşünce var ki aklımdan geçen,
aklımı karıştıran. Korkum, yazarsam o karışıklığın daha da
fazlalaşacağı ve benim tamamen kendi duygularım içinde boğulacağım.
Asıl korktuğum o; kendimi tutamayıp, yazarsam boğulacağım. Ama
işte yazıyorum, kendi içimdeki karışıklığı. Karışıklığa inmekten
korkuyorum ama bir yandan da kendimi zor tutuyorum. Tekrardan bazı
hislere kapılmamak için kendi beynimi yıkıyorum: "Hayır! Öyle bir
şey yok!", öyle bir var ki aslında... Kendime zarar vermemesi için
uzaklaşmaya çalışıyorum, umarım başarılı da olurum...
8 Nisan 2010 Perşembe
gece
Arkada Duman, söylüyor şarkılarını. Halimiz duman... Neden hep
geceleri yazarım ben bilir misin? Çünkü kimse yok geceleri, beni
oyalayacak, içime inmemi önleyecek, beni benden saklayacak...
Yalnızlık yaramıyor bana, kesinlikle yaramıyor.
Gece, karanlık ve soğuk bir gece, açık penceremden içeri giren
soğuk havayla ürperiyorum, ama bana hiçbir şey yazmıyor gelen
soğuk, istersem hasta olayım, umrumda değil! Beni kendimle
bırakın diyeceğim, olmayacak, neden olmayacak; kendi başıma
kaldığım zaman yazıyorum bu yazıları, başkaları için güzel
gözüküyor olabilir; ben, yazarken iki duyguyu da aynı anda
hissetmenin karışıklığını yaşıyorum. Yazılarımda hem rahatlıyorum,
çünkü bu kelimeler, bu yazı, bu ifade hepsi ama hepsi bir ben: aynı
zamanda hüzünü yaşıyorum, tüm yazılarımda, her kelimede daha derine
indikçe daha da kötü oluyorum. Hayat yaşanılmaz olunca, nerede benim
sevgilim, nerede benim ruh ikizim diyince biri olmayınca bunaltıcı
oluyor hayat.
İşte bu yüzden depresifliğim, bu yüzden tüm yazılarım, n'aparsın,
ben böyleyim. "Turuncu"lar içinde kaybolmuş biriyim sadece..
geceleri yazarım ben bilir misin? Çünkü kimse yok geceleri, beni
oyalayacak, içime inmemi önleyecek, beni benden saklayacak...
Yalnızlık yaramıyor bana, kesinlikle yaramıyor.
Gece, karanlık ve soğuk bir gece, açık penceremden içeri giren
soğuk havayla ürperiyorum, ama bana hiçbir şey yazmıyor gelen
soğuk, istersem hasta olayım, umrumda değil! Beni kendimle
bırakın diyeceğim, olmayacak, neden olmayacak; kendi başıma
kaldığım zaman yazıyorum bu yazıları, başkaları için güzel
gözüküyor olabilir; ben, yazarken iki duyguyu da aynı anda
hissetmenin karışıklığını yaşıyorum. Yazılarımda hem rahatlıyorum,
çünkü bu kelimeler, bu yazı, bu ifade hepsi ama hepsi bir ben: aynı
zamanda hüzünü yaşıyorum, tüm yazılarımda, her kelimede daha derine
indikçe daha da kötü oluyorum. Hayat yaşanılmaz olunca, nerede benim
sevgilim, nerede benim ruh ikizim diyince biri olmayınca bunaltıcı
oluyor hayat.
İşte bu yüzden depresifliğim, bu yüzden tüm yazılarım, n'aparsın,
ben böyleyim. "Turuncu"lar içinde kaybolmuş biriyim sadece..
Angelica
"kokular ve sesler olmasa belki de geçmişimiz olmazdı. hayatımız
boyunca duyduğumuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, belki
de hiç tanımadığımız ses kendi sesimizdir. başka sesler bize birçok
şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiç bir şey hatırlatmaz.
kendi sesimiz bize yabancıdır. kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.Bu kadar yakın olup da sesine ve
kokusuna yabancı oldumuz tek insan kendimiziz. belki de bu yüzden
kendimizi tanıyamayız. belki de bu yüzden bir başka insanın sesine
ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz.."
Ne kadar doğru bir yazı değil mi Angelica? Hani demiştin ya bana
kendimi tanımıyorum diye; hangimiz tanıyoruz ki kendimizi,
hepimiz kendimiz için bir yabancıyız. Umarım sen de benim gibi
hissediyorsundur. Adın gibi farklısın kalbimde, herkesten ayrı,
herkesten özel, herkesten yabancı... Neden mi özelsin, çünkü sen
de safsın, senin de herkes gibi oyunların yok, sen de seviyorsun
çocuksu, saf, içine bu LANET ergenliğin, LANET oyunların girmediği
duyguları. Keşke herkes böyle olsa, ya da biz aynı yerde olsak...
Hani kurdumuz o hayaller, senin o turuncuya takıntın...
Omzumda uyuyacaktın ya hani, ben saçlarını okşayacaktım, saatlerce
hiç bir şey demesek bile aramızda olacak olan iletişim, nefes alış
verişimiz, ve daha niceleri; hepsi o yüzden hayaldi dimi,
söylemiyorsun bana, sadece beni üzmemek için, ama hepsi hayal...
Bazen gerçekleri duymak, onları bilmekten daha acıdır.
boyunca duyduğumuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, belki
de hiç tanımadığımız ses kendi sesimizdir. başka sesler bize birçok
şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiç bir şey hatırlatmaz.
kendi sesimiz bize yabancıdır. kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.Bu kadar yakın olup da sesine ve
kokusuna yabancı oldumuz tek insan kendimiziz. belki de bu yüzden
kendimizi tanıyamayız. belki de bu yüzden bir başka insanın sesine
ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz.."
Ne kadar doğru bir yazı değil mi Angelica? Hani demiştin ya bana
kendimi tanımıyorum diye; hangimiz tanıyoruz ki kendimizi,
hepimiz kendimiz için bir yabancıyız. Umarım sen de benim gibi
hissediyorsundur. Adın gibi farklısın kalbimde, herkesten ayrı,
herkesten özel, herkesten yabancı... Neden mi özelsin, çünkü sen
de safsın, senin de herkes gibi oyunların yok, sen de seviyorsun
çocuksu, saf, içine bu LANET ergenliğin, LANET oyunların girmediği
duyguları. Keşke herkes böyle olsa, ya da biz aynı yerde olsak...
Hani kurdumuz o hayaller, senin o turuncuya takıntın...
Omzumda uyuyacaktın ya hani, ben saçlarını okşayacaktım, saatlerce
hiç bir şey demesek bile aramızda olacak olan iletişim, nefes alış
verişimiz, ve daha niceleri; hepsi o yüzden hayaldi dimi,
söylemiyorsun bana, sadece beni üzmemek için, ama hepsi hayal...
Bazen gerçekleri duymak, onları bilmekten daha acıdır.
3 Nisan 2010 Cumartesi
terk
Bu gün benim için ateşlerden farklı değil, kendimi ateşe atsam daha iyi!
Neden mi? Senin yüzünden, ayrlığımız yüzünden... Çok güzel zamanlarımız geçti
birlikte, kısa bile olsa. ama şimdi seni bırakmam gerekiyor, çünkü sen
gidiyorsun, ben burda, kendi cehennemimle baş başa bırakarak. Hani gerçek
arkadaşlar konuşur ya, kendi aralarında; dalgın, dertli, hüzünlü: derler ya
"Çok sevdik be abi..." işte o sözler var dudaklarımda. Ama konuşmaya sesim el
vermiyor, ağlamaktan kırılmışlar sanki, bırakıyorum gözlerim anlatsın beni.
Sigaramdan bir nefes, belki hayata döndürür diye, kül tablasında birden çok
izmarit, ve önümde kağıtlar, yazıların içinde ben. Gözlerim de odam gibi isli,
yalnız ve terkedilmiş, senden yoksun. Bırakıp gittin ya beni, beni benim le
bıraktın ya; işte benim katilim! "Sen benim hiçbir şeyimsin" diyor Atilla
İlhan kulaklarımda. Onun dizeleri, onun hisleri, o şiir gibiyim ben de, onları
söyleyen benim:
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
diyorum, fakat aslında, sen benim her şeyimsin
diyorum ağlamaklı, gözlerim dolu, sana muhtaç...
Ve kendimi o şiire bırakıyorum:
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
Neden mi? Senin yüzünden, ayrlığımız yüzünden... Çok güzel zamanlarımız geçti
birlikte, kısa bile olsa. ama şimdi seni bırakmam gerekiyor, çünkü sen
gidiyorsun, ben burda, kendi cehennemimle baş başa bırakarak. Hani gerçek
arkadaşlar konuşur ya, kendi aralarında; dalgın, dertli, hüzünlü: derler ya
"Çok sevdik be abi..." işte o sözler var dudaklarımda. Ama konuşmaya sesim el
vermiyor, ağlamaktan kırılmışlar sanki, bırakıyorum gözlerim anlatsın beni.
Sigaramdan bir nefes, belki hayata döndürür diye, kül tablasında birden çok
izmarit, ve önümde kağıtlar, yazıların içinde ben. Gözlerim de odam gibi isli,
yalnız ve terkedilmiş, senden yoksun. Bırakıp gittin ya beni, beni benim le
bıraktın ya; işte benim katilim! "Sen benim hiçbir şeyimsin" diyor Atilla
İlhan kulaklarımda. Onun dizeleri, onun hisleri, o şiir gibiyim ben de, onları
söyleyen benim:
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
diyorum, fakat aslında, sen benim her şeyimsin
diyorum ağlamaklı, gözlerim dolu, sana muhtaç...
Ve kendimi o şiire bırakıyorum:
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
31 Mart 2010 Çarşamba
yazılar-temas
Herkes mutlaka bir temasa ihtiyaç duyar. Özellikle de yalnız biriyse,
benim gibi... ama bu temas öyle bir kişiyle olmalıdır ki, o kişi
güzel veya çekici olmasa bile, özel olmalıdır. Teması güzel
kılan da odur zaten, özelle yakın olmak. bazen bir sarılma,
bazen el ele tutşma, bazen saçını okşama, bazen öpüşme, hatta
bazen o'nun parmağıyla oynar gibi yapıp aslında bir temas arayışı
içinde olma... Bazen gerçekten arıyorum içimde, elimi uzatıyorum
boşluğa, belki biri tutar diye, nafile aslında, ortada bir tek ben
ve yastığım var. Günler sadece dokunacak birinin isteğiyle geçiyor
benim için. Bunu cinsel yerlere sürmeyin, gayet masum ve çocukça
benim isteklerim; sadece sarılmak, saçla oynamak, elini tutmak.
İşte böyle muhtaç olduğum zamanlarda yazıyorum yazılarımı, yalnız,
bir tene muhtaç, sana muhtaç olduğumda. Biliyorum artık güzel de
yazamıyorum, ama inan ki, "ölüme karşı yazılardan başka sığınacak
yerim yok benim". Kendimi böyle ifade ediyorum işte, doğal ve
çocuksu; içten ve belki de çok basit: ama inan ki hiç biri yalan
değil, hiç biri. Ben kendimi yazılarımda bulup; yazılarımda
kaybediyorum.
benim gibi... ama bu temas öyle bir kişiyle olmalıdır ki, o kişi
güzel veya çekici olmasa bile, özel olmalıdır. Teması güzel
kılan da odur zaten, özelle yakın olmak. bazen bir sarılma,
bazen el ele tutşma, bazen saçını okşama, bazen öpüşme, hatta
bazen o'nun parmağıyla oynar gibi yapıp aslında bir temas arayışı
içinde olma... Bazen gerçekten arıyorum içimde, elimi uzatıyorum
boşluğa, belki biri tutar diye, nafile aslında, ortada bir tek ben
ve yastığım var. Günler sadece dokunacak birinin isteğiyle geçiyor
benim için. Bunu cinsel yerlere sürmeyin, gayet masum ve çocukça
benim isteklerim; sadece sarılmak, saçla oynamak, elini tutmak.
İşte böyle muhtaç olduğum zamanlarda yazıyorum yazılarımı, yalnız,
bir tene muhtaç, sana muhtaç olduğumda. Biliyorum artık güzel de
yazamıyorum, ama inan ki, "ölüme karşı yazılardan başka sığınacak
yerim yok benim". Kendimi böyle ifade ediyorum işte, doğal ve
çocuksu; içten ve belki de çok basit: ama inan ki hiç biri yalan
değil, hiç biri. Ben kendimi yazılarımda bulup; yazılarımda
kaybediyorum.
25 Mart 2010 Perşembe
dalgınlık
Gözlerim dalar geceleri, tavandaki boşluğa. Birini mi düşünüyorum
diye kendime sorarken, bir anda yüzeye çıkar; SENİ. Yalnız seni
düşünüyorum, geceleri yalnız kalıyorum ya, hepsi o yüzden,
n'aparsam yapayım, yalnız hissediyorum. Yalnızlığımda beni
sana götürüyor. Seni düşünüyorum. Tavana dikilmiş gözlerim,
dalgın ve bulanık bir görüntü, sanki uyumaya hazır,
fakat hiç uyumak istemezmişçesine. Uyursam seni unutacakmış
gibi geliyor, yalan. Sadece aklımın bana oynadığı zalimce bir
oyun bu. Seni unutmak mümkün mü?.. Günler geliyor aklıma, güzelliğin,
giyinişin, oturuşun, duruşun, konuşman, birlikte söylediğimiz
o sözler... Kalabalığa aldırmayıp söylediğimiz o sözler, sadece
bir rol gibi, fakat bana gerçek geliyor.Dediklerim ne kadar acıtsa
da canımı, devam etmem gerek, ettikçe rahatlıyor gibi
hissediyorum en azından, o içime gömülmüş yaraları temizler gibi.
O sözler ki hepsi birbirinden yetersiz, gereksiz, kim anlar
ki yalnız kelimelerle duyguları! Öyle sıradan şeyler olsa
keşke bunlar da, sen ve ben de sıradan olsak. Sadece bir masal
misali süzülsek gecede, yalnız ikimiz. Seninleyken yalnız olmak
güzel. Bak işte! Birlikteyiz, ay ışığı, mehtap, bir ağaç altındaki
bankta, yan yana; saçların omzumdan aşağı dökülmüş, sarılmış;
huzurlu... Güneşin doğuşunu bekleyelim diyorum ben, sen bana daha
da yaklaşıyorsun, gözlerin denizdeki mehtap gibi parlıyor,
saçlarını öpüp kokusunu içime çekiyorum, hafif bir meltem;
hiç bitmesin bu an... Birden gözlerim açılıyor, KAHRETSİN!
Hepsi bir rüyaymış, nerede gerçek, sen ne zaman yaşadın,
yaşayabildin ki bunları. Sen ki yalnız, terkedilmiş,
köşeye atılmış, paylaşmak istediği onca duyguyla, sarılmayla,
öpüşmeyle...
diye kendime sorarken, bir anda yüzeye çıkar; SENİ. Yalnız seni
düşünüyorum, geceleri yalnız kalıyorum ya, hepsi o yüzden,
n'aparsam yapayım, yalnız hissediyorum. Yalnızlığımda beni
sana götürüyor. Seni düşünüyorum. Tavana dikilmiş gözlerim,
dalgın ve bulanık bir görüntü, sanki uyumaya hazır,
fakat hiç uyumak istemezmişçesine. Uyursam seni unutacakmış
gibi geliyor, yalan. Sadece aklımın bana oynadığı zalimce bir
oyun bu. Seni unutmak mümkün mü?.. Günler geliyor aklıma, güzelliğin,
giyinişin, oturuşun, duruşun, konuşman, birlikte söylediğimiz
o sözler... Kalabalığa aldırmayıp söylediğimiz o sözler, sadece
bir rol gibi, fakat bana gerçek geliyor.Dediklerim ne kadar acıtsa
da canımı, devam etmem gerek, ettikçe rahatlıyor gibi
hissediyorum en azından, o içime gömülmüş yaraları temizler gibi.
O sözler ki hepsi birbirinden yetersiz, gereksiz, kim anlar
ki yalnız kelimelerle duyguları! Öyle sıradan şeyler olsa
keşke bunlar da, sen ve ben de sıradan olsak. Sadece bir masal
misali süzülsek gecede, yalnız ikimiz. Seninleyken yalnız olmak
güzel. Bak işte! Birlikteyiz, ay ışığı, mehtap, bir ağaç altındaki
bankta, yan yana; saçların omzumdan aşağı dökülmüş, sarılmış;
huzurlu... Güneşin doğuşunu bekleyelim diyorum ben, sen bana daha
da yaklaşıyorsun, gözlerin denizdeki mehtap gibi parlıyor,
saçlarını öpüp kokusunu içime çekiyorum, hafif bir meltem;
hiç bitmesin bu an... Birden gözlerim açılıyor, KAHRETSİN!
Hepsi bir rüyaymış, nerede gerçek, sen ne zaman yaşadın,
yaşayabildin ki bunları. Sen ki yalnız, terkedilmiş,
köşeye atılmış, paylaşmak istediği onca duyguyla, sarılmayla,
öpüşmeyle...
22 Mart 2010 Pazartesi
rüyalar
Ağır ağır açılır gözlerim,
Yeni bir gün diye...
Güneş doğmuştur aslında.
Fakat benim için hiç doğmadı.
Güneşin olmadığı yerde,
Hayat var, evet.
Ben öyle yaşıyorum,
Güneşimden yoksun,
Karanlığa mahkum.
Yeni uyanmışlığın sersemliğiyle gözlerimi kırpıştırırım.
Daha biraz önce gibi gelen rüyalarım gelir aklıma. Sen...
Yanımda ve her zaman mutluyuz, hiç bitmeyecekmişçesine.
Ama rüyalar da her şey gibi biter. Seninle birlikte geçireceğimiz
anlar gibi, gerçek olsun, rüya olsun; içinde sen varken gerisi
neye yarar ki... Sadece birlikte olacağımız zamanlar gerek bana.
Sadece onlar, başka hiç bir şey değil. Geçireceklerimizi düşünürken,
tekrardan hayaller ve oradan tekrardan uykuya... Hiç bitmesin
Allahım bu güzel rüyalar, hiç gerçeğe, yalnızlığıma dönmeyeyim...
Ben bu halimden mutluyum, kendi gerçekliğimde, sevdiğimleyken.
Yeni bir gün diye...
Güneş doğmuştur aslında.
Fakat benim için hiç doğmadı.
Güneşin olmadığı yerde,
Hayat var, evet.
Ben öyle yaşıyorum,
Güneşimden yoksun,
Karanlığa mahkum.
Yeni uyanmışlığın sersemliğiyle gözlerimi kırpıştırırım.
Daha biraz önce gibi gelen rüyalarım gelir aklıma. Sen...
Yanımda ve her zaman mutluyuz, hiç bitmeyecekmişçesine.
Ama rüyalar da her şey gibi biter. Seninle birlikte geçireceğimiz
anlar gibi, gerçek olsun, rüya olsun; içinde sen varken gerisi
neye yarar ki... Sadece birlikte olacağımız zamanlar gerek bana.
Sadece onlar, başka hiç bir şey değil. Geçireceklerimizi düşünürken,
tekrardan hayaller ve oradan tekrardan uykuya... Hiç bitmesin
Allahım bu güzel rüyalar, hiç gerçeğe, yalnızlığıma dönmeyeyim...
Ben bu halimden mutluyum, kendi gerçekliğimde, sevdiğimleyken.
Aşkım!
Aşkım diyebileceğin birini arasın geceleri,
Yoktur.
Kendi yalnızlığına yanarsın,
Niye bu haldeyim, neden yalnızım?
Yalnızlığının içinde birilerini arasın geceleri,
Yoktur.
Sonra bakarsın o sevgililere;
İçin burkulur; neden bu haldeyim?
Hani; elini tutmak istediğin,
Sarılmak, "aşkım!" demek istediğin zamanlar olur,
O kişi yoktur.
Kendi yalnızlığına kahredersin...
Kederli şarkılar sarar etrafını,
İçkiye vurasın gelir, yapamazsın.
Yarın yeni bir gün var dersin,
Aslında o gün bir öncekinin aynısıdır.
AŞKIM!
Sen, aslında var olmayan,
Ulaşılmazım olan, hayallerimi süsleyen.
Sen aslında, yalnızlığımsın.
İşte tek başına,
Masada otururken,
Yazarsan bir gün bunları; anla ki
Sen bitmişsin.
Yalnızlık sarar etrafını,
Başka hiç bir şey yoktur,
Sana eşlik edecek.
Ne zaman olmuştur ki?
Ellerine uzanırım, havada,
Hayali...
Gözlerini öperim, rüyamda,
Hayali...
Ağlarım sensiz, ağlarım yalnızlığıma.
Aşkım diyebileceğim birinin yokluğuna...
Yoktur.
Kendi yalnızlığına yanarsın,
Niye bu haldeyim, neden yalnızım?
Yalnızlığının içinde birilerini arasın geceleri,
Yoktur.
Sonra bakarsın o sevgililere;
İçin burkulur; neden bu haldeyim?
Hani; elini tutmak istediğin,
Sarılmak, "aşkım!" demek istediğin zamanlar olur,
O kişi yoktur.
Kendi yalnızlığına kahredersin...
Kederli şarkılar sarar etrafını,
İçkiye vurasın gelir, yapamazsın.
Yarın yeni bir gün var dersin,
Aslında o gün bir öncekinin aynısıdır.
AŞKIM!
Sen, aslında var olmayan,
Ulaşılmazım olan, hayallerimi süsleyen.
Sen aslında, yalnızlığımsın.
İşte tek başına,
Masada otururken,
Yazarsan bir gün bunları; anla ki
Sen bitmişsin.
Yalnızlık sarar etrafını,
Başka hiç bir şey yoktur,
Sana eşlik edecek.
Ne zaman olmuştur ki?
Ellerine uzanırım, havada,
Hayali...
Gözlerini öperim, rüyamda,
Hayali...
Ağlarım sensiz, ağlarım yalnızlığıma.
Aşkım diyebileceğim birinin yokluğuna...
19 Şubat 2010 Cuma
sebepsiz
Gecenin ortasında
Uyumaya çalışırken,
Bir damla yaş gelir gözümden.
Sebepsiz;
Nedensiz.
Düşünmeye iter beni
Sebepsiz;
Nedensiz.
Den de bu şiiri yazarım
Kendimi sorgulayan,
Sebepsizlik içinde sebep arayan.
Düşünüyorum hayat mı;
Yoksa ben miyim sebepsiz olan?
Tekrar sebepsizlikler denizine dalıp
Ne kendimi ben kendimi görürüm
Ne de siz beni...
Yokluklar içinde yok olurum...
Uyumaya çalışırken,
Bir damla yaş gelir gözümden.
Sebepsiz;
Nedensiz.
Düşünmeye iter beni
Sebepsiz;
Nedensiz.
Den de bu şiiri yazarım
Kendimi sorgulayan,
Sebepsizlik içinde sebep arayan.
Düşünüyorum hayat mı;
Yoksa ben miyim sebepsiz olan?
Tekrar sebepsizlikler denizine dalıp
Ne kendimi ben kendimi görürüm
Ne de siz beni...
Yokluklar içinde yok olurum...
3 Şubat 2010 Çarşamba
Yitik
Hava gibi benim de üstüme karanlık çöktü,
Tüm umutlarım gitti sanki
Seni kaybettiğim gibi, kendimi de kaybettim.
Ne hayaller kurmuştum oysaki...
Seninle birlikte olabilme umuduyla,
En sonunda mutlu olabilme umuduyla;
Ne hayaller kurmuştum...
Merak ediyorum ne zaman sona erecek bu boşluk;
bu mutsuzluk tüneli.
Karanlıktan çıkıp da ne zaman mutluluğa;
aydınlığa kavuşacağım?
Yine yenik, yine hüsrana uğramış olarak
teslim olmaktan başka çarem kalmıyor.
Yine boynu bükük askerler gibi
geri dönmekten başka şansım kalmıyor.
Ve gidiyorum:
Elveda...
Tüm umutlarım gitti sanki
Seni kaybettiğim gibi, kendimi de kaybettim.
Ne hayaller kurmuştum oysaki...
Seninle birlikte olabilme umuduyla,
En sonunda mutlu olabilme umuduyla;
Ne hayaller kurmuştum...
Merak ediyorum ne zaman sona erecek bu boşluk;
bu mutsuzluk tüneli.
Karanlıktan çıkıp da ne zaman mutluluğa;
aydınlığa kavuşacağım?
Yine yenik, yine hüsrana uğramış olarak
teslim olmaktan başka çarem kalmıyor.
Yine boynu bükük askerler gibi
geri dönmekten başka şansım kalmıyor.
Ve gidiyorum:
Elveda...
Yıldızların Altında
Yılların altındaki ırmakta
Ilık teninin korumasında
Lütfen yıldızlar sönmesin
Derman oluyorlar derdime
Islak çimlerim üzerinde
Züğürt olmam dokunmaz bana
Lütfen yıldızlar sönmesin
Ağırlaşmış gözlerimde
Rehavet çökmüş vücudumda
Isınır kalbim seninle
Ne olur yıldızlar sönmesin
Asla bırakmam, bırakamam seni
Lüzumlu yıldızların altında sen
Tatlılaşır tatlı olan sen
Iskalar tüm hüzün okları beni
Nankör kötülüklerin içinde
Duru olan sevgimizle
Arınmış yıldızların altında
Ilık teninin korumasında
Lütfen yıldızlar sönmesin
Derman oluyorlar derdime
Islak çimlerim üzerinde
Züğürt olmam dokunmaz bana
Lütfen yıldızlar sönmesin
Ağırlaşmış gözlerimde
Rehavet çökmüş vücudumda
Isınır kalbim seninle
Ne olur yıldızlar sönmesin
Asla bırakmam, bırakamam seni
Lüzumlu yıldızların altında sen
Tatlılaşır tatlı olan sen
Iskalar tüm hüzün okları beni
Nankör kötülüklerin içinde
Duru olan sevgimizle
Arınmış yıldızların altında
Usulca Ağlarım
Usulca ağlarım
Gecenin karanlığında
Bir tek ben varken yanımda
Usulca ağlarım
Göz yaşları gider gelir
Senin yokluğun aynı kalır
Kötülükleri savmaktaki başarısız savaşımda
Gözyaşlarım bir kalır
Özlemin kötülüğü yankılanır
Boş duvarlarında odamın
Sıcak yatağım dururken
Oturur bunları yazarım
Sensizlik kötüymüş anladım
Göz yaşlarım tükendi
Özlemim tükenmedi
Akarsu gibi gözlerimde
Seni arayan bir merak
Gecenin karanlığında
Bir tek ben varken yanımda
Usulca ağlarım
Göz yaşları gider gelir
Senin yokluğun aynı kalır
Kötülükleri savmaktaki başarısız savaşımda
Gözyaşlarım bir kalır
Özlemin kötülüğü yankılanır
Boş duvarlarında odamın
Sıcak yatağım dururken
Oturur bunları yazarım
Sensizlik kötüymüş anladım
Göz yaşlarım tükendi
Özlemim tükenmedi
Akarsu gibi gözlerimde
Seni arayan bir merak
Tutuk Dilim
İçimde bir tutku var,
Şiir yazmak gibi;
Mazumhane gözükse de,
İçimi parçalar gibi.
Adı yok, hissi var,
Kendisi yok, ruhu var.
Aşk diyorlar buna,
Mecalim yok anlatmaya.
Pırpır eder yüreğim,
Bırakın da salıvereyim.
Daha fazla tutamayacağım,
Bıraksalar uçacağım.
Evet! Aşık oldum galiba,
İtiraf edeceğim bir çırpıda.
Bekle bir dakika;
Aşkımı bulamadım.
İçimdeki aşka,
Çareyi bulamadım.
Herşey yoluna girecek, inanıyorum;
Bu günler elbet bitecek, biliyorum.
Manyamaya başladım farkındayım,
Biri durdurmazsa saçmalayacağım.
O adsız kişiye hayranım;
Açıklayamıyorum, çıldıracağım.
Gözlerine bakarım sevgi arayan;
Benimkilerden pek bir farkı olmayan.
Ümidimi yitirmedim, ayaktayım;
Kendi başıma, dünyanın karşısındayım.
Ama ne yazık ki dilimin ucunda olan kelimeler,
Dışarı bir türlü çıkmıyor şerefsizler.
Dilinde birkaç tüy kaldık,
Çok konuştu, yetti artık.
Söyleyemedi bir türlü;
Sıkıldık yaktık bir türkü.
Sıkıldınız farkındayım;
Bu sefer açıklayacağım kararlıyım.
Yok yok bu böyle bitmez,
Biterse benim içim rahat etmez.
Devamını getiremiyorum,
Uykum geldi yatıyorum.
Rüyamda on da olsa, sevse;
Gönlüm yerinde hoplasa, gümlese...
Şiir yazmak gibi;
Mazumhane gözükse de,
İçimi parçalar gibi.
Adı yok, hissi var,
Kendisi yok, ruhu var.
Aşk diyorlar buna,
Mecalim yok anlatmaya.
Pırpır eder yüreğim,
Bırakın da salıvereyim.
Daha fazla tutamayacağım,
Bıraksalar uçacağım.
Evet! Aşık oldum galiba,
İtiraf edeceğim bir çırpıda.
Bekle bir dakika;
Aşkımı bulamadım.
İçimdeki aşka,
Çareyi bulamadım.
Herşey yoluna girecek, inanıyorum;
Bu günler elbet bitecek, biliyorum.
Manyamaya başladım farkındayım,
Biri durdurmazsa saçmalayacağım.
O adsız kişiye hayranım;
Açıklayamıyorum, çıldıracağım.
Gözlerine bakarım sevgi arayan;
Benimkilerden pek bir farkı olmayan.
Ümidimi yitirmedim, ayaktayım;
Kendi başıma, dünyanın karşısındayım.
Ama ne yazık ki dilimin ucunda olan kelimeler,
Dışarı bir türlü çıkmıyor şerefsizler.
Dilinde birkaç tüy kaldık,
Çok konuştu, yetti artık.
Söyleyemedi bir türlü;
Sıkıldık yaktık bir türkü.
Sıkıldınız farkındayım;
Bu sefer açıklayacağım kararlıyım.
Yok yok bu böyle bitmez,
Biterse benim içim rahat etmez.
Devamını getiremiyorum,
Uykum geldi yatıyorum.
Rüyamda on da olsa, sevse;
Gönlüm yerinde hoplasa, gümlese...
Seni Seviyorum
Seviyorum seni
En içimdeki duyguyla
Nafile uğraşsam da
İliklerime işlemiş aşk, ne yapayım!
Seviyorum seni
En içten dileklerle
Velet gibi kalbim
İlk defa büyüdü senin için
Yoruldum bu aşk yollarında
Onun için seninim
Ruhum terkedecek beni
Umursuzca seviyorum seni
Mütemadiyen seveceğim!...
En içimdeki duyguyla
Nafile uğraşsam da
İliklerime işlemiş aşk, ne yapayım!
Seviyorum seni
En içten dileklerle
Velet gibi kalbim
İlk defa büyüdü senin için
Yoruldum bu aşk yollarında
Onun için seninim
Ruhum terkedecek beni
Umursuzca seviyorum seni
Mütemadiyen seveceğim!...
Seni Kendime Sakladım
Sevgiyi öğrendiğim seni
Ellerini hissetiğim günleri
Neler vermem geçmişim için
İyilikler dolu aşkım için
Kendim kendim olalı
En sevdiğim sen oldun
Neler oldun, kıvılcımlar gibi
Derman oldum hüzünümü yokeder gibi
İstekle değil kalbimle sevdim seni
Mühebbet bu! Seni kendime sakladım...
Eflatun gözlerini kendime sakladım
Süregeln bir kalbin içinde
Aşkların hepsi sensin
Kötülükleri silen
Lüzumsuzları yok eden sensin
Aşkımı sade, duru yapan sensin
Dudaklarımdan çıkan kelimelerin içinde
Issız kalbimin içindeki seni sakladım
Mühebbet bu! Seni kendime sakladım
Ellerini hissetiğim günleri
Neler vermem geçmişim için
İyilikler dolu aşkım için
Kendim kendim olalı
En sevdiğim sen oldun
Neler oldun, kıvılcımlar gibi
Derman oldum hüzünümü yokeder gibi
İstekle değil kalbimle sevdim seni
Mühebbet bu! Seni kendime sakladım...
Eflatun gözlerini kendime sakladım
Süregeln bir kalbin içinde
Aşkların hepsi sensin
Kötülükleri silen
Lüzumsuzları yok eden sensin
Aşkımı sade, duru yapan sensin
Dudaklarımdan çıkan kelimelerin içinde
Issız kalbimin içindeki seni sakladım
Mühebbet bu! Seni kendime sakladım
Sen, Gökkuşağının Bittiği Yerdesin
Seni aradım her yerde;
Düşlerimde, günümde, gecemde..
Hiç bir yerde bulamadım seni,
Sonradan anladım ki
Sen, gökkuşağının bittiği yerdesin.
Aşkımı, duygularımı, kendimi paylaşmak istedim seninle.
Düşlerimde sen, aklımda sen, hayatım sen...
Aradım her yerde seni;
Ama sonradan anladım ki:
Sen, gökkuşağının bittiği yerdesin.
Ve işte sana bu şiiri yazıyorum şimdi,
Sen aklımda, o günler aklımda.
Düşünürdün her şey çok güzel olacak, çok mutlu olacağız,
Sonradan anladım ki
Gökkuşağının bittiği yerdesin...
Düşlerimde, günümde, gecemde..
Hiç bir yerde bulamadım seni,
Sonradan anladım ki
Sen, gökkuşağının bittiği yerdesin.
Aşkımı, duygularımı, kendimi paylaşmak istedim seninle.
Düşlerimde sen, aklımda sen, hayatım sen...
Aradım her yerde seni;
Ama sonradan anladım ki:
Sen, gökkuşağının bittiği yerdesin.
Ve işte sana bu şiiri yazıyorum şimdi,
Sen aklımda, o günler aklımda.
Düşünürdün her şey çok güzel olacak, çok mutlu olacağız,
Sonradan anladım ki
Gökkuşağının bittiği yerdesin...
Sen Yoksun
Sel sularından beter yaşlarım
En kötü günümle baş başayım
Nerelerdesin?
Yollar bomboş
Okyanuslar gibi
Korku kaplar içimi
Sen yoksun
Unuttum mu yoksa evini
Nerelerdesin?
En kötü günümle baş başayım
Nerelerdesin?
Yollar bomboş
Okyanuslar gibi
Korku kaplar içimi
Sen yoksun
Unuttum mu yoksa evini
Nerelerdesin?
Sen Lazımsın Bana
Süzgün kalbime
En iyi ilaç sensin
Ne olur geri gel
Lazımsın sen bana
Aşkımı tanımamda
Zaten başka kimse yardım edemez
Issız çöl gibi kalbimde
Mağradan farksız kalbimde
Saklı duyguları bir tek sen
Işığın altında ısıtabilirsin
Neler yapabilirsin bir bilsen
Bana gereklisin bilmesende
Aşkımı tanımamda gereklisin
Nafile herşey sen yoksan
Asıl sen bana lazımsın
En iyi ilaç sensin
Ne olur geri gel
Lazımsın sen bana
Aşkımı tanımamda
Zaten başka kimse yardım edemez
Issız çöl gibi kalbimde
Mağradan farksız kalbimde
Saklı duyguları bir tek sen
Işığın altında ısıtabilirsin
Neler yapabilirsin bir bilsen
Bana gereklisin bilmesende
Aşkımı tanımamda gereklisin
Nafile herşey sen yoksan
Asıl sen bana lazımsın
Saklı Cennet
Süregelen bir hayatta
Arkadaşımsın sırdaşım
Keşke orda olsam
Latif bahçenin içinde
Ilık karşılaman olsa
Cennetin kapılar gibi açıldın önüme
Ektin kalp yaralarımı bir yere
Nükseden nabzım yerine
Nükseden sevgim oldu
Elbet gelişecek bu sevgi
Tabii ki de saklı cennette
Arkadaşımsın sırdaşım
Keşke orda olsam
Latif bahçenin içinde
Ilık karşılaman olsa
Cennetin kapılar gibi açıldın önüme
Ektin kalp yaralarımı bir yere
Nükseden nabzım yerine
Nükseden sevgim oldu
Elbet gelişecek bu sevgi
Tabii ki de saklı cennette
Özledim
senin için:
Sesini özledim,
Sanki derimin ardındaki şarkı,
ve
Sözleri sadece ikimizin olan.
Kokunu özledim,
Çiçek bahçelerinden gelen
Kokusu bana gelip
Beni benden alan.
Seni özledim!
Tüm güzelliklerin saklı olduğu
Sesinin, kokusunun, güzelliğinin
Ayrı bir yeri olduğu...
ve hatırladım,
"Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir..."
Sesini özledim,
Sanki derimin ardındaki şarkı,
ve
Sözleri sadece ikimizin olan.
Kokunu özledim,
Çiçek bahçelerinden gelen
Kokusu bana gelip
Beni benden alan.
Seni özledim!
Tüm güzelliklerin saklı olduğu
Sesinin, kokusunun, güzelliğinin
Ayrı bir yeri olduğu...
ve hatırladım,
"Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir..."
Ölüyorum
Kalbim burkulur,
Dudaklarım büzülür,
Gözlerim büyür sen yokken.
İçimdeki korkuyu;
kelimelerle ifade edemem.
Yatakta;
terler içinde yatarken,
Yorgan, çarşaf, yastık ayrı bir yerdeyken;
Seni düşünürüm sadece.
Bana yaklaşan ölümün pençesi ıskalar,
Düşüncelerim korur gibi yapar beni.
Kendi yalnızlığım beni boğarken,
Ölümün pençesi yakalar en sonunda beni.
Direnemem;
Hem senin yokluğun;
Hem 42 derece ateş...
Kalp atışlarım da;
senin yokluğun gibi silinirler.
Hareketsiz kalırım yatakta.
Terler içindeki vücudumda.
Dudaklarım büzülür,
Gözlerim büyür sen yokken.
İçimdeki korkuyu;
kelimelerle ifade edemem.
Yatakta;
terler içinde yatarken,
Yorgan, çarşaf, yastık ayrı bir yerdeyken;
Seni düşünürüm sadece.
Bana yaklaşan ölümün pençesi ıskalar,
Düşüncelerim korur gibi yapar beni.
Kendi yalnızlığım beni boğarken,
Ölümün pençesi yakalar en sonunda beni.
Direnemem;
Hem senin yokluğun;
Hem 42 derece ateş...
Kalp atışlarım da;
senin yokluğun gibi silinirler.
Hareketsiz kalırım yatakta.
Terler içindeki vücudumda.
Kelimelere Dökemem Seni
Köresiye seviyorum seni
En kıyı köşesine kadar
Lütfen anla beni
İlla ki kelimeler yetmez
Maksat anlatmak olacaksa
Ellerimi tut yeter
Lazımsın sen bana
Eski bir kağıttan farklı
Renkli aşkımda
Ellerimi tut yeter!
Donuk kalbimi
Önce sen ısıttın
Köklerime ilk sen dokundun
Emeğin yeter
Maksat sevmek olacaksa
En eski çağlardan
Meçhul aşk olacaksa
Sevgiydi aşktı iliklerimdeki
Ellerimi sıktığımda içindeki
Nasıl anlatsam bilmiyorum
İlla ki kelimeler yetmez
En kıyı köşesine kadar
Lütfen anla beni
İlla ki kelimeler yetmez
Maksat anlatmak olacaksa
Ellerimi tut yeter
Lazımsın sen bana
Eski bir kağıttan farklı
Renkli aşkımda
Ellerimi tut yeter!
Donuk kalbimi
Önce sen ısıttın
Köklerime ilk sen dokundun
Emeğin yeter
Maksat sevmek olacaksa
En eski çağlardan
Meçhul aşk olacaksa
Sevgiydi aşktı iliklerimdeki
Ellerimi sıktığımda içindeki
Nasıl anlatsam bilmiyorum
İlla ki kelimeler yetmez
Karanlık
Geceleyin uyanıyorum;
soğuk,
Yalnızım,
Dışarıdan bir rüzgar esiyor,
bana ulaşmak ister gibi.
Oturup düşünüyorum uyumaktansa,
Hayatın anlamını kavramaya çalışıyorum
soğuk,
Yalnızım,
Dışarıdan bir rüzgar esiyor,
bana ulaşmak ister gibi.
Oturup düşünüyorum uyumaktansa,
Hayatın anlamını kavramaya çalışıyorum
İlham Kutusu
İlham kutumu karıştırdım yine bu gün
Baktım içine, azalmış...
Şaşırdım, nereye gidiyolar ki?
Kaçıyorlar sanırım benden...
İlham kutumu karıştırdım yine bu gün
İçi boş sandım, inanamadım...
Elimi içeri attım, o ne?
İlham şeffaf bir şeymiş demek...
İlham kutumu karıştırdım yine bu gün
Belki senlik bir şeyler çıkar diye,
Karıştırdım karıştırdım, bulamadım...
Nerde beni ilhamlarım?!
Baktım içine, azalmış...
Şaşırdım, nereye gidiyolar ki?
Kaçıyorlar sanırım benden...
İlham kutumu karıştırdım yine bu gün
İçi boş sandım, inanamadım...
Elimi içeri attım, o ne?
İlham şeffaf bir şeymiş demek...
İlham kutumu karıştırdım yine bu gün
Belki senlik bir şeyler çıkar diye,
Karıştırdım karıştırdım, bulamadım...
Nerde beni ilhamlarım?!
Her şeyimdin
Her zaman sevdim seni
Ebediyen de öyle olacak sanırım
Rastgele insanlardansa
Şükür ettim sana
Efkarlı olduğumda
Yüreğimi ısıttın
İnsanlığın her şeyi
Muhtemelen sende
Sendin her şeyim
İrkilsem bile
Nerde olsam kalbimdeydin
Ebediyen de öyle olacak sanırım
Rastgele insanlardansa
Şükür ettim sana
Efkarlı olduğumda
Yüreğimi ısıttın
İnsanlığın her şeyi
Muhtemelen sende
Sendin her şeyim
İrkilsem bile
Nerde olsam kalbimdeydin
Her Zaman Ruh Mudur Ağlayan
Her zaman ruh mudur ağlayan?
Bir beden çöktüğü zaman...
Yoksa bir tek ben miyim?
Kendi yalnızlığımda seni arayan...
Her zaman ruh mudur ağlayan?
Ayrılıklar olduğunda
Yoksa bir tek ben miyim?
Ardından baka kalan...
Her zaman ruh mudur ağlayan?
İstediğini hiç bir zaman bulamadığında...
Yoksa bir tek ben miyim?
Kendi isteğinde yok olan...
Bir beden çöktüğü zaman...
Yoksa bir tek ben miyim?
Kendi yalnızlığımda seni arayan...
Her zaman ruh mudur ağlayan?
Ayrılıklar olduğunda
Yoksa bir tek ben miyim?
Ardından baka kalan...
Her zaman ruh mudur ağlayan?
İstediğini hiç bir zaman bulamadığında...
Yoksa bir tek ben miyim?
Kendi isteğinde yok olan...
Her Şeyi İfade der
Eller herşeyi ifade eder;
O eller benim olursa...
Gözler herşeyi anlatır;
O gözler senin olursa...
Sana olan aşkım herşeyi anlatır;
O aşk bizim olunca...
O eller benim olursa...
Gözler herşeyi anlatır;
O gözler senin olursa...
Sana olan aşkım herşeyi anlatır;
O aşk bizim olunca...
Hayat Sensin
Hüsrana uğramış yüreğimi
Aydınlattın ruhumu
Yaşam nedir o zaman anladım
Aslında sende gizli olduğunu
Tümünün sende saklı olduğunu
Sürgün bir sevdaydı yaşadığım
En sonunda çökecekti umudum
Neler hissettirdin bana
Sevgiyi öğrendim adeta
İlk defa böyle sevdim
Neler yaşattırdın bana...
Aydınlattın ruhumu
Yaşam nedir o zaman anladım
Aslında sende gizli olduğunu
Tümünün sende saklı olduğunu
Sürgün bir sevdaydı yaşadığım
En sonunda çökecekti umudum
Neler hissettirdin bana
Sevgiyi öğrendim adeta
İlk defa böyle sevdim
Neler yaşattırdın bana...
En Kötü Anın Şiiri
Hayat neden bu kadar acı?
Neden herşey bir anda kararpı gidiyor?
Anlayamıyorum neden...
Kendimi ıssız bir denizdeki
Tek insan gibi hissederken
Yalnzılık daha ağır basıyor
Unutmaya çalışıyorum;
Unutamıyorum...
Boşa kürek çektiğimi bilmeme rağmen;
Devam ediyorum..
Ama neden?
Neden bilerek devam edilir ki?
Bu kadar mı kör olur
Aşkın gözü?
Bu kadar mı acı verebilir,
Bu kadar mı üzebilir bir insanı?
Kalbimin parçaları
Yerde duruyorlar,
Sere serpe...
Binlerce-milyonlarca-milyarlarca parça
Eğilip birini bile toplamaya çalışsam
Elime batıyorlar;
Sanki hallerinden mutlularmış gibi...
Aşkın rengi kırmızıdır diye düşünürdüm hep
Oysa şu anda gördüğüm tek şey
Karanlık,
Yolunu kaybetmiş biri,
Ve ışığın hiç bir yerden gözükmediği bir yer...
Kelimeler yetse anlatmaya;
Yetse bu üzüntüyü dökmeye;
Rahatlayacağım...
Ama kelimeler benden kaçıyoru sanki
Hepsi yine ayrı bir kenarda...
İçim fena oluyor;
Yine terkedilmişlik varmış yazgımda...
En Kötü anın şiiri de burda sona eriyor
Kalbimin bittiği zamanki gibi
Bu şiir de bitiyor.
Yanan bir mum gibi
Eridi
Yandı
ve
Bitti...
Neden herşey bir anda kararpı gidiyor?
Anlayamıyorum neden...
Kendimi ıssız bir denizdeki
Tek insan gibi hissederken
Yalnzılık daha ağır basıyor
Unutmaya çalışıyorum;
Unutamıyorum...
Boşa kürek çektiğimi bilmeme rağmen;
Devam ediyorum..
Ama neden?
Neden bilerek devam edilir ki?
Bu kadar mı kör olur
Aşkın gözü?
Bu kadar mı acı verebilir,
Bu kadar mı üzebilir bir insanı?
Kalbimin parçaları
Yerde duruyorlar,
Sere serpe...
Binlerce-milyonlarca-milyarlarca parça
Eğilip birini bile toplamaya çalışsam
Elime batıyorlar;
Sanki hallerinden mutlularmış gibi...
Aşkın rengi kırmızıdır diye düşünürdüm hep
Oysa şu anda gördüğüm tek şey
Karanlık,
Yolunu kaybetmiş biri,
Ve ışığın hiç bir yerden gözükmediği bir yer...
Kelimeler yetse anlatmaya;
Yetse bu üzüntüyü dökmeye;
Rahatlayacağım...
Ama kelimeler benden kaçıyoru sanki
Hepsi yine ayrı bir kenarda...
İçim fena oluyor;
Yine terkedilmişlik varmış yazgımda...
En Kötü anın şiiri de burda sona eriyor
Kalbimin bittiği zamanki gibi
Bu şiir de bitiyor.
Yanan bir mum gibi
Eridi
Yandı
ve
Bitti...
Düşüyorum
İçim parçalanıyor,
Gözlerime yaşlar doluyor.
Anlayamıyorum...
Bir anlam vermeye çalışıyorum:
Neden diye,
Ne diye,
Boşuna bunlar.
Kendimi tutamayıp,
Düşmeye bırakıyorum...
Gözlerime yaşlar doluyor.
Anlayamıyorum...
Bir anlam vermeye çalışıyorum:
Neden diye,
Ne diye,
Boşuna bunlar.
Kendimi tutamayıp,
Düşmeye bırakıyorum...
düşe kalka
Düşe kalka öğrenilir bu dünya...
Önce yaşayacaksın,
Tadacaksın hayatın acı yanını,
Üzüleceksin...
Ama onlar da geçicek:
Öğreneceksin...
Bir gün aşık olacaksın,
Atlatamayacaksın belki uzun bir süre, atlattığında ise;
İlkler her zaman iz bırakır diyeceksin,
Yalan...
Onları da atlatacaksın.
Öğreneceksin...
Hayat devam edecek,
Üzülsen bile,
Yalnız hissetsen bile...
Hayat bunlara inat devam edecek;
Her şeyin geçici olduğunu
Öğreneceksin...
Düşe kalka yaşanır,
Düşe kalka öğrenilir bu dünya...
Önce yaşayacaksın,
Tadacaksın hayatın acı yanını,
Üzüleceksin...
Ama onlar da geçicek:
Öğreneceksin...
Bir gün aşık olacaksın,
Atlatamayacaksın belki uzun bir süre, atlattığında ise;
İlkler her zaman iz bırakır diyeceksin,
Yalan...
Onları da atlatacaksın.
Öğreneceksin...
Hayat devam edecek,
Üzülsen bile,
Yalnız hissetsen bile...
Hayat bunlara inat devam edecek;
Her şeyin geçici olduğunu
Öğreneceksin...
Düşe kalka yaşanır,
Düşe kalka öğrenilir bu dünya...
Aşk böyledir işte
Aşk böyledir işte;
her şeyden, herkesten kıskandırır sevdiğini insanın.
Aşk böyledir işte;
Karşılıklı olmadığı sürece üzer insanı.
Aşk böyledir işte;
Tarifsizdir,
Üzer insanı.
her şeyden, herkesten kıskandırır sevdiğini insanın.
Aşk böyledir işte;
Karşılıklı olmadığı sürece üzer insanı.
Aşk böyledir işte;
Tarifsizdir,
Üzer insanı.
Akarsu gibi gözlerim
Akarsu gibi gözlerim
Seni arar yüreğim
Sensizlik işkence bana
Özlemim sonsuz sana
Deli gibi ağlarım
Elimi uzatırım sanki ordaymışsın gibi
Kimse tutmaz elimi
Boğulurum hıçkırıklara
Göz yaşları birbiri ardına
Tükenmek bilmeyen bir hızla
Hıçkırıklar sesimi keser
Senin yokluğun odada
Seni arar yüreğim
Sensizlik işkence bana
Özlemim sonsuz sana
Deli gibi ağlarım
Elimi uzatırım sanki ordaymışsın gibi
Kimse tutmaz elimi
Boğulurum hıçkırıklara
Göz yaşları birbiri ardına
Tükenmek bilmeyen bir hızla
Hıçkırıklar sesimi keser
Senin yokluğun odada
Ah bir Yanımda olsan
Çok muhtacım sana
Yanımda olsan
Ah!
Nerede o güzel günler...
Varlığın yeter bana
Mutlu olmamda
Sarılmaya ihtiyacı olan kollar
Yalnız kalan ellerim
Seni arıyor gece gündüz
Ah bir yanımda olsan!..
Dünyaları benim yapsan
Varlığın yanımda olsa...
Ağlayacak gibi gözlerim
Bulanıyor düşüncelerim
Her gün yaşanır bu zulüm
Kalbimde bir düğüm
Açılır ancak sen gelince
Ah bir yanımda olsan!..
Yanımda olsan
Ah!
Nerede o güzel günler...
Varlığın yeter bana
Mutlu olmamda
Sarılmaya ihtiyacı olan kollar
Yalnız kalan ellerim
Seni arıyor gece gündüz
Ah bir yanımda olsan!..
Dünyaları benim yapsan
Varlığın yanımda olsa...
Ağlayacak gibi gözlerim
Bulanıyor düşüncelerim
Her gün yaşanır bu zulüm
Kalbimde bir düğüm
Açılır ancak sen gelince
Ah bir yanımda olsan!..
nerden başlasam....
Daha 16 yaşında genç bir insanım :P
şiir yazarım gitar çalarım spor yaparım-son zamanlarda boşladım çaktırmayın ;)-
Bu blog'da büyük ihtimalle daha fazla şiir görüceksiniz, şiirlerimin hepsini koysam mı diye düşünüyorum çoğu akrostiş zaten, ya çok duygulu olduğumda bir de son zamanlarda akrostiş yazmadım, ama doğruyu söylemek gerekirse akrostişe çok kapılmıştım bir aralar, geçti ama artık :p
Neyse dediğim gibi daha fazla şiirlerimi koyucam buraya büyük ihtimalle...
şiir yazarım gitar çalarım spor yaparım-son zamanlarda boşladım çaktırmayın ;)-
Bu blog'da büyük ihtimalle daha fazla şiir görüceksiniz, şiirlerimin hepsini koysam mı diye düşünüyorum çoğu akrostiş zaten, ya çok duygulu olduğumda bir de son zamanlarda akrostiş yazmadım, ama doğruyu söylemek gerekirse akrostişe çok kapılmıştım bir aralar, geçti ama artık :p
Neyse dediğim gibi daha fazla şiirlerimi koyucam buraya büyük ihtimalle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)