Sayfalar

8 Nisan 2010 Perşembe

Angelica

"kokular ve sesler olmasa belki de geçmişimiz olmazdı. hayatımız
boyunca duyduğumuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, belki
de hiç tanımadığımız ses kendi sesimizdir. başka sesler bize birçok
şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiç bir şey hatırlatmaz.
kendi sesimiz bize yabancıdır. kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.Bu kadar yakın olup da sesine ve
kokusuna yabancı oldumuz tek insan kendimiziz. belki de bu yüzden
kendimizi tanıyamayız. belki de bu yüzden bir başka insanın sesine
ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz.."

Ne kadar doğru bir yazı değil mi Angelica? Hani demiştin ya bana
kendimi tanımıyorum diye; hangimiz tanıyoruz ki kendimizi,
hepimiz kendimiz için bir yabancıyız. Umarım sen de benim gibi
hissediyorsundur. Adın gibi farklısın kalbimde, herkesten ayrı,
herkesten özel, herkesten yabancı... Neden mi özelsin, çünkü sen
de safsın, senin de herkes gibi oyunların yok, sen de seviyorsun
çocuksu, saf, içine bu LANET ergenliğin, LANET oyunların girmediği
duyguları. Keşke herkes böyle olsa, ya da biz aynı yerde olsak...

Hani kurdumuz o hayaller, senin o turuncuya takıntın...
Omzumda uyuyacaktın ya hani, ben saçlarını okşayacaktım, saatlerce
hiç bir şey demesek bile aramızda olacak olan iletişim, nefes alış
verişimiz, ve daha niceleri; hepsi o yüzden hayaldi dimi,
söylemiyorsun bana, sadece beni üzmemek için, ama hepsi hayal...

Bazen gerçekleri duymak, onları bilmekten daha acıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder