Arkada Duman, söylüyor şarkılarını. Halimiz duman... Neden hep
geceleri yazarım ben bilir misin? Çünkü kimse yok geceleri, beni
oyalayacak, içime inmemi önleyecek, beni benden saklayacak...
Yalnızlık yaramıyor bana, kesinlikle yaramıyor.
Gece, karanlık ve soğuk bir gece, açık penceremden içeri giren
soğuk havayla ürperiyorum, ama bana hiçbir şey yazmıyor gelen
soğuk, istersem hasta olayım, umrumda değil! Beni kendimle
bırakın diyeceğim, olmayacak, neden olmayacak; kendi başıma
kaldığım zaman yazıyorum bu yazıları, başkaları için güzel
gözüküyor olabilir; ben, yazarken iki duyguyu da aynı anda
hissetmenin karışıklığını yaşıyorum. Yazılarımda hem rahatlıyorum,
çünkü bu kelimeler, bu yazı, bu ifade hepsi ama hepsi bir ben: aynı
zamanda hüzünü yaşıyorum, tüm yazılarımda, her kelimede daha derine
indikçe daha da kötü oluyorum. Hayat yaşanılmaz olunca, nerede benim
sevgilim, nerede benim ruh ikizim diyince biri olmayınca bunaltıcı
oluyor hayat.
İşte bu yüzden depresifliğim, bu yüzden tüm yazılarım, n'aparsın,
ben böyleyim. "Turuncu"lar içinde kaybolmuş biriyim sadece..
8 Nisan 2010 Perşembe
Angelica
"kokular ve sesler olmasa belki de geçmişimiz olmazdı. hayatımız
boyunca duyduğumuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, belki
de hiç tanımadığımız ses kendi sesimizdir. başka sesler bize birçok
şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiç bir şey hatırlatmaz.
kendi sesimiz bize yabancıdır. kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.Bu kadar yakın olup da sesine ve
kokusuna yabancı oldumuz tek insan kendimiziz. belki de bu yüzden
kendimizi tanıyamayız. belki de bu yüzden bir başka insanın sesine
ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz.."
Ne kadar doğru bir yazı değil mi Angelica? Hani demiştin ya bana
kendimi tanımıyorum diye; hangimiz tanıyoruz ki kendimizi,
hepimiz kendimiz için bir yabancıyız. Umarım sen de benim gibi
hissediyorsundur. Adın gibi farklısın kalbimde, herkesten ayrı,
herkesten özel, herkesten yabancı... Neden mi özelsin, çünkü sen
de safsın, senin de herkes gibi oyunların yok, sen de seviyorsun
çocuksu, saf, içine bu LANET ergenliğin, LANET oyunların girmediği
duyguları. Keşke herkes böyle olsa, ya da biz aynı yerde olsak...
Hani kurdumuz o hayaller, senin o turuncuya takıntın...
Omzumda uyuyacaktın ya hani, ben saçlarını okşayacaktım, saatlerce
hiç bir şey demesek bile aramızda olacak olan iletişim, nefes alış
verişimiz, ve daha niceleri; hepsi o yüzden hayaldi dimi,
söylemiyorsun bana, sadece beni üzmemek için, ama hepsi hayal...
Bazen gerçekleri duymak, onları bilmekten daha acıdır.
boyunca duyduğumuz bütün sesler arasında en az tanıdığımız, belki
de hiç tanımadığımız ses kendi sesimizdir. başka sesler bize birçok
şeyi hatırlattığı halde kendi sesimiz bize hiç bir şey hatırlatmaz.
kendi sesimiz bize yabancıdır. kendi kokumuzu da alamayız.
Kokumuz da yabancıdır bize.Bu kadar yakın olup da sesine ve
kokusuna yabancı oldumuz tek insan kendimiziz. belki de bu yüzden
kendimizi tanıyamayız. belki de bu yüzden bir başka insanın sesine
ve kokusuna bu kadar çok ihtiyaç duyuyoruz.."
Ne kadar doğru bir yazı değil mi Angelica? Hani demiştin ya bana
kendimi tanımıyorum diye; hangimiz tanıyoruz ki kendimizi,
hepimiz kendimiz için bir yabancıyız. Umarım sen de benim gibi
hissediyorsundur. Adın gibi farklısın kalbimde, herkesten ayrı,
herkesten özel, herkesten yabancı... Neden mi özelsin, çünkü sen
de safsın, senin de herkes gibi oyunların yok, sen de seviyorsun
çocuksu, saf, içine bu LANET ergenliğin, LANET oyunların girmediği
duyguları. Keşke herkes böyle olsa, ya da biz aynı yerde olsak...
Hani kurdumuz o hayaller, senin o turuncuya takıntın...
Omzumda uyuyacaktın ya hani, ben saçlarını okşayacaktım, saatlerce
hiç bir şey demesek bile aramızda olacak olan iletişim, nefes alış
verişimiz, ve daha niceleri; hepsi o yüzden hayaldi dimi,
söylemiyorsun bana, sadece beni üzmemek için, ama hepsi hayal...
Bazen gerçekleri duymak, onları bilmekten daha acıdır.
3 Nisan 2010 Cumartesi
terk
Bu gün benim için ateşlerden farklı değil, kendimi ateşe atsam daha iyi!
Neden mi? Senin yüzünden, ayrlığımız yüzünden... Çok güzel zamanlarımız geçti
birlikte, kısa bile olsa. ama şimdi seni bırakmam gerekiyor, çünkü sen
gidiyorsun, ben burda, kendi cehennemimle baş başa bırakarak. Hani gerçek
arkadaşlar konuşur ya, kendi aralarında; dalgın, dertli, hüzünlü: derler ya
"Çok sevdik be abi..." işte o sözler var dudaklarımda. Ama konuşmaya sesim el
vermiyor, ağlamaktan kırılmışlar sanki, bırakıyorum gözlerim anlatsın beni.
Sigaramdan bir nefes, belki hayata döndürür diye, kül tablasında birden çok
izmarit, ve önümde kağıtlar, yazıların içinde ben. Gözlerim de odam gibi isli,
yalnız ve terkedilmiş, senden yoksun. Bırakıp gittin ya beni, beni benim le
bıraktın ya; işte benim katilim! "Sen benim hiçbir şeyimsin" diyor Atilla
İlhan kulaklarımda. Onun dizeleri, onun hisleri, o şiir gibiyim ben de, onları
söyleyen benim:
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
diyorum, fakat aslında, sen benim her şeyimsin
diyorum ağlamaklı, gözlerim dolu, sana muhtaç...
Ve kendimi o şiire bırakıyorum:
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
Neden mi? Senin yüzünden, ayrlığımız yüzünden... Çok güzel zamanlarımız geçti
birlikte, kısa bile olsa. ama şimdi seni bırakmam gerekiyor, çünkü sen
gidiyorsun, ben burda, kendi cehennemimle baş başa bırakarak. Hani gerçek
arkadaşlar konuşur ya, kendi aralarında; dalgın, dertli, hüzünlü: derler ya
"Çok sevdik be abi..." işte o sözler var dudaklarımda. Ama konuşmaya sesim el
vermiyor, ağlamaktan kırılmışlar sanki, bırakıyorum gözlerim anlatsın beni.
Sigaramdan bir nefes, belki hayata döndürür diye, kül tablasında birden çok
izmarit, ve önümde kağıtlar, yazıların içinde ben. Gözlerim de odam gibi isli,
yalnız ve terkedilmiş, senden yoksun. Bırakıp gittin ya beni, beni benim le
bıraktın ya; işte benim katilim! "Sen benim hiçbir şeyimsin" diyor Atilla
İlhan kulaklarımda. Onun dizeleri, onun hisleri, o şiir gibiyim ben de, onları
söyleyen benim:
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
diyorum, fakat aslında, sen benim her şeyimsin
diyorum ağlamaklı, gözlerim dolu, sana muhtaç...
Ve kendimi o şiire bırakıyorum:
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)