Herkes mutlaka bir temasa ihtiyaç duyar. Özellikle de yalnız biriyse,
benim gibi... ama bu temas öyle bir kişiyle olmalıdır ki, o kişi
güzel veya çekici olmasa bile, özel olmalıdır. Teması güzel
kılan da odur zaten, özelle yakın olmak. bazen bir sarılma,
bazen el ele tutşma, bazen saçını okşama, bazen öpüşme, hatta
bazen o'nun parmağıyla oynar gibi yapıp aslında bir temas arayışı
içinde olma... Bazen gerçekten arıyorum içimde, elimi uzatıyorum
boşluğa, belki biri tutar diye, nafile aslında, ortada bir tek ben
ve yastığım var. Günler sadece dokunacak birinin isteğiyle geçiyor
benim için. Bunu cinsel yerlere sürmeyin, gayet masum ve çocukça
benim isteklerim; sadece sarılmak, saçla oynamak, elini tutmak.
İşte böyle muhtaç olduğum zamanlarda yazıyorum yazılarımı, yalnız,
bir tene muhtaç, sana muhtaç olduğumda. Biliyorum artık güzel de
yazamıyorum, ama inan ki, "ölüme karşı yazılardan başka sığınacak
yerim yok benim". Kendimi böyle ifade ediyorum işte, doğal ve
çocuksu; içten ve belki de çok basit: ama inan ki hiç biri yalan
değil, hiç biri. Ben kendimi yazılarımda bulup; yazılarımda
kaybediyorum.
31 Mart 2010 Çarşamba
25 Mart 2010 Perşembe
dalgınlık
Gözlerim dalar geceleri, tavandaki boşluğa. Birini mi düşünüyorum
diye kendime sorarken, bir anda yüzeye çıkar; SENİ. Yalnız seni
düşünüyorum, geceleri yalnız kalıyorum ya, hepsi o yüzden,
n'aparsam yapayım, yalnız hissediyorum. Yalnızlığımda beni
sana götürüyor. Seni düşünüyorum. Tavana dikilmiş gözlerim,
dalgın ve bulanık bir görüntü, sanki uyumaya hazır,
fakat hiç uyumak istemezmişçesine. Uyursam seni unutacakmış
gibi geliyor, yalan. Sadece aklımın bana oynadığı zalimce bir
oyun bu. Seni unutmak mümkün mü?.. Günler geliyor aklıma, güzelliğin,
giyinişin, oturuşun, duruşun, konuşman, birlikte söylediğimiz
o sözler... Kalabalığa aldırmayıp söylediğimiz o sözler, sadece
bir rol gibi, fakat bana gerçek geliyor.Dediklerim ne kadar acıtsa
da canımı, devam etmem gerek, ettikçe rahatlıyor gibi
hissediyorum en azından, o içime gömülmüş yaraları temizler gibi.
O sözler ki hepsi birbirinden yetersiz, gereksiz, kim anlar
ki yalnız kelimelerle duyguları! Öyle sıradan şeyler olsa
keşke bunlar da, sen ve ben de sıradan olsak. Sadece bir masal
misali süzülsek gecede, yalnız ikimiz. Seninleyken yalnız olmak
güzel. Bak işte! Birlikteyiz, ay ışığı, mehtap, bir ağaç altındaki
bankta, yan yana; saçların omzumdan aşağı dökülmüş, sarılmış;
huzurlu... Güneşin doğuşunu bekleyelim diyorum ben, sen bana daha
da yaklaşıyorsun, gözlerin denizdeki mehtap gibi parlıyor,
saçlarını öpüp kokusunu içime çekiyorum, hafif bir meltem;
hiç bitmesin bu an... Birden gözlerim açılıyor, KAHRETSİN!
Hepsi bir rüyaymış, nerede gerçek, sen ne zaman yaşadın,
yaşayabildin ki bunları. Sen ki yalnız, terkedilmiş,
köşeye atılmış, paylaşmak istediği onca duyguyla, sarılmayla,
öpüşmeyle...
diye kendime sorarken, bir anda yüzeye çıkar; SENİ. Yalnız seni
düşünüyorum, geceleri yalnız kalıyorum ya, hepsi o yüzden,
n'aparsam yapayım, yalnız hissediyorum. Yalnızlığımda beni
sana götürüyor. Seni düşünüyorum. Tavana dikilmiş gözlerim,
dalgın ve bulanık bir görüntü, sanki uyumaya hazır,
fakat hiç uyumak istemezmişçesine. Uyursam seni unutacakmış
gibi geliyor, yalan. Sadece aklımın bana oynadığı zalimce bir
oyun bu. Seni unutmak mümkün mü?.. Günler geliyor aklıma, güzelliğin,
giyinişin, oturuşun, duruşun, konuşman, birlikte söylediğimiz
o sözler... Kalabalığa aldırmayıp söylediğimiz o sözler, sadece
bir rol gibi, fakat bana gerçek geliyor.Dediklerim ne kadar acıtsa
da canımı, devam etmem gerek, ettikçe rahatlıyor gibi
hissediyorum en azından, o içime gömülmüş yaraları temizler gibi.
O sözler ki hepsi birbirinden yetersiz, gereksiz, kim anlar
ki yalnız kelimelerle duyguları! Öyle sıradan şeyler olsa
keşke bunlar da, sen ve ben de sıradan olsak. Sadece bir masal
misali süzülsek gecede, yalnız ikimiz. Seninleyken yalnız olmak
güzel. Bak işte! Birlikteyiz, ay ışığı, mehtap, bir ağaç altındaki
bankta, yan yana; saçların omzumdan aşağı dökülmüş, sarılmış;
huzurlu... Güneşin doğuşunu bekleyelim diyorum ben, sen bana daha
da yaklaşıyorsun, gözlerin denizdeki mehtap gibi parlıyor,
saçlarını öpüp kokusunu içime çekiyorum, hafif bir meltem;
hiç bitmesin bu an... Birden gözlerim açılıyor, KAHRETSİN!
Hepsi bir rüyaymış, nerede gerçek, sen ne zaman yaşadın,
yaşayabildin ki bunları. Sen ki yalnız, terkedilmiş,
köşeye atılmış, paylaşmak istediği onca duyguyla, sarılmayla,
öpüşmeyle...
22 Mart 2010 Pazartesi
rüyalar
Ağır ağır açılır gözlerim,
Yeni bir gün diye...
Güneş doğmuştur aslında.
Fakat benim için hiç doğmadı.
Güneşin olmadığı yerde,
Hayat var, evet.
Ben öyle yaşıyorum,
Güneşimden yoksun,
Karanlığa mahkum.
Yeni uyanmışlığın sersemliğiyle gözlerimi kırpıştırırım.
Daha biraz önce gibi gelen rüyalarım gelir aklıma. Sen...
Yanımda ve her zaman mutluyuz, hiç bitmeyecekmişçesine.
Ama rüyalar da her şey gibi biter. Seninle birlikte geçireceğimiz
anlar gibi, gerçek olsun, rüya olsun; içinde sen varken gerisi
neye yarar ki... Sadece birlikte olacağımız zamanlar gerek bana.
Sadece onlar, başka hiç bir şey değil. Geçireceklerimizi düşünürken,
tekrardan hayaller ve oradan tekrardan uykuya... Hiç bitmesin
Allahım bu güzel rüyalar, hiç gerçeğe, yalnızlığıma dönmeyeyim...
Ben bu halimden mutluyum, kendi gerçekliğimde, sevdiğimleyken.
Yeni bir gün diye...
Güneş doğmuştur aslında.
Fakat benim için hiç doğmadı.
Güneşin olmadığı yerde,
Hayat var, evet.
Ben öyle yaşıyorum,
Güneşimden yoksun,
Karanlığa mahkum.
Yeni uyanmışlığın sersemliğiyle gözlerimi kırpıştırırım.
Daha biraz önce gibi gelen rüyalarım gelir aklıma. Sen...
Yanımda ve her zaman mutluyuz, hiç bitmeyecekmişçesine.
Ama rüyalar da her şey gibi biter. Seninle birlikte geçireceğimiz
anlar gibi, gerçek olsun, rüya olsun; içinde sen varken gerisi
neye yarar ki... Sadece birlikte olacağımız zamanlar gerek bana.
Sadece onlar, başka hiç bir şey değil. Geçireceklerimizi düşünürken,
tekrardan hayaller ve oradan tekrardan uykuya... Hiç bitmesin
Allahım bu güzel rüyalar, hiç gerçeğe, yalnızlığıma dönmeyeyim...
Ben bu halimden mutluyum, kendi gerçekliğimde, sevdiğimleyken.
Aşkım!
Aşkım diyebileceğin birini arasın geceleri,
Yoktur.
Kendi yalnızlığına yanarsın,
Niye bu haldeyim, neden yalnızım?
Yalnızlığının içinde birilerini arasın geceleri,
Yoktur.
Sonra bakarsın o sevgililere;
İçin burkulur; neden bu haldeyim?
Hani; elini tutmak istediğin,
Sarılmak, "aşkım!" demek istediğin zamanlar olur,
O kişi yoktur.
Kendi yalnızlığına kahredersin...
Kederli şarkılar sarar etrafını,
İçkiye vurasın gelir, yapamazsın.
Yarın yeni bir gün var dersin,
Aslında o gün bir öncekinin aynısıdır.
AŞKIM!
Sen, aslında var olmayan,
Ulaşılmazım olan, hayallerimi süsleyen.
Sen aslında, yalnızlığımsın.
İşte tek başına,
Masada otururken,
Yazarsan bir gün bunları; anla ki
Sen bitmişsin.
Yalnızlık sarar etrafını,
Başka hiç bir şey yoktur,
Sana eşlik edecek.
Ne zaman olmuştur ki?
Ellerine uzanırım, havada,
Hayali...
Gözlerini öperim, rüyamda,
Hayali...
Ağlarım sensiz, ağlarım yalnızlığıma.
Aşkım diyebileceğim birinin yokluğuna...
Yoktur.
Kendi yalnızlığına yanarsın,
Niye bu haldeyim, neden yalnızım?
Yalnızlığının içinde birilerini arasın geceleri,
Yoktur.
Sonra bakarsın o sevgililere;
İçin burkulur; neden bu haldeyim?
Hani; elini tutmak istediğin,
Sarılmak, "aşkım!" demek istediğin zamanlar olur,
O kişi yoktur.
Kendi yalnızlığına kahredersin...
Kederli şarkılar sarar etrafını,
İçkiye vurasın gelir, yapamazsın.
Yarın yeni bir gün var dersin,
Aslında o gün bir öncekinin aynısıdır.
AŞKIM!
Sen, aslında var olmayan,
Ulaşılmazım olan, hayallerimi süsleyen.
Sen aslında, yalnızlığımsın.
İşte tek başına,
Masada otururken,
Yazarsan bir gün bunları; anla ki
Sen bitmişsin.
Yalnızlık sarar etrafını,
Başka hiç bir şey yoktur,
Sana eşlik edecek.
Ne zaman olmuştur ki?
Ellerine uzanırım, havada,
Hayali...
Gözlerini öperim, rüyamda,
Hayali...
Ağlarım sensiz, ağlarım yalnızlığıma.
Aşkım diyebileceğim birinin yokluğuna...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)