Herkes mutlaka bir temasa ihtiyaç duyar. Özellikle de yalnız biriyse,
benim gibi... ama bu temas öyle bir kişiyle olmalıdır ki, o kişi
güzel veya çekici olmasa bile, özel olmalıdır. Teması güzel
kılan da odur zaten, özelle yakın olmak. bazen bir sarılma,
bazen el ele tutşma, bazen saçını okşama, bazen öpüşme, hatta
bazen o'nun parmağıyla oynar gibi yapıp aslında bir temas arayışı
içinde olma... Bazen gerçekten arıyorum içimde, elimi uzatıyorum
boşluğa, belki biri tutar diye, nafile aslında, ortada bir tek ben
ve yastığım var. Günler sadece dokunacak birinin isteğiyle geçiyor
benim için. Bunu cinsel yerlere sürmeyin, gayet masum ve çocukça
benim isteklerim; sadece sarılmak, saçla oynamak, elini tutmak.
İşte böyle muhtaç olduğum zamanlarda yazıyorum yazılarımı, yalnız,
bir tene muhtaç, sana muhtaç olduğumda. Biliyorum artık güzel de
yazamıyorum, ama inan ki, "ölüme karşı yazılardan başka sığınacak
yerim yok benim". Kendimi böyle ifade ediyorum işte, doğal ve
çocuksu; içten ve belki de çok basit: ama inan ki hiç biri yalan
değil, hiç biri. Ben kendimi yazılarımda bulup; yazılarımda
kaybediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder